EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ GÜNDEM

Ahmet Akkaya: Bir Kadın Bir Eylem Bir Halk

 

Sabiha Temizkan. Genç bir gazeteci kadın.160 gündür açlık grevinde olan milletvekili Leyla Güven’in kızı. Annesinin açlık grevini cezaevinde başlattığı ilk günden beri, verdiği röporta-jlarda sergilediği sorumlu ve dirayetli tutumu ile dikkat çekiyor. Asıl önemlisi, Temizkan şimdiye kadar yaptığı açıklamalarda annesinin direnişinin ve sözlerinin önüne geçecek, gölgeleyecek hiçbir söz sarfetmedi. Güven ve diğer direnişçiler, mesaj vermek, sözlerini duyurmak için yaşamlarını ortaya koyduklarından; bu tavır gerçekten çok önemli ve saygıya değer.

En son Mezopotamya Haber Ajansı’na verdiği röportajda da bu tavrını koruyan Temizkan, şöyle diyor:’ Öyle bir algı yaratıldı ki; Kürtler haklarına kavuştu ama ona rağmen bırakmadılar bu işin peşini gibi. Şu an Kürdistan’dayım ve öyle bir şey yok. Bu tabloyu daha yakından görebiliyorum. İnsanlarla tanışıyorum. Yaşadıkları haksızlıkları ve hukuksuzlukları dinliyorum. Belki yeniden anlatmak gerekiyor.’

Gerçekten işin esasını tekrar tekrar anlatmak gerekiyor. Kürtlerin kendi kimliklerini istedikleri gibi korumak, geliştirmek hakkından mahrum edildiklerini; kendilerini yönetme haklarının her türlü baskı ve manipülasyonla ellerinden alındığını; üstelik bunların her gün yeniden tekrar edildiğini bıkmadan, usanmadan söz ve eylemle vurgulamak gerek. Bütün bunların düğümlendiği nokta ise; Kürdistan ve Kürtlerin statüsüzlüğü ve kesintisiz son 40 yıldır buna karşı direnen Kürdistan Özgürlük Mücadelesi. Bu mücadelenin motoru da, son 20 yıldır İmralı adasında tecrit altında tutulan Abdullah Öcalan ve örgütü PKK. Kürdistan ve Türkiye’deki cezaevlerinden Avrupa’nın değişik ülkelerine, Hewler’den Kanada’ya kadar dünyanın neredeyse her yerinde binlerce insanın katıldığı son açlık grevleri de bu temel gerçeğe işaret ediyor.

Bu gerçek atlanarak, görmezlikten gelinerek hiç bir adım atılamayacağı da ortada. Nitekim Türkiye’de 2013-2015 arası yaşanan, adına ‘çözüm süreci’ denen devlet ve Kürt hareketi arasındaki ön-görüşme sürecinin en temel eksikliği de belki buydu. Özellikle kamuoyunda yaratılan iyimser hava, bu süreçle Öcalan ve PKK gerçekliklerinin sanki buharlaşıp ortadan kalkacağı yanılsa-masına dayanıyordu. Kürt hareketinin sürecin önünün açılması amacıyla kendisini görüşmele-rin temel konusu olarak sunmaktan kaçınması bir yana; özellikle de ‘demokrat’ ve ‘liberal’ çevrelerin inatla bu tavrı (tavırsızlığı aslında) sahiplenmesi, Temizkan’ın yukarda belirttiği algıya yol açtı.

O halde, Abdullah Öcalan ve PKK’nin işaret ettiği gerçeklik ne? Bunu tartışıp belli bir anlayış zemini yaratmadan Kürt meselesinin güncel sorunlarında bile kalıcı sonuçlar elde etmek olanaksız. Açlık grevi eylemcilerinin de çok net bir talepleri var: PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması. Sadece hukuki gerekçelerle değil, siyasal ve toplumsal açıdan da bu talebin meşruluğunu görmek, çözüme giden yolda bir adım olabilir ancak. Bu sadece Kürtler açısından değil, Türkiye sınırları içinde yaşayan herkesin huzura kavuşmasının önünü açacaktır.

PKK, gerek seslendiği ve harekete geçirdiği insan sayısı açısından, gerekse etkinlik alanı ve eylem kapasitesi açısından, Ortadoğu’daki en büyük devletdışı güç. 35 yıldır sürdürdüğü silahlı mücadele ile de literatürde ‘sürekli ayaklanma’ diye adlandırılan kategorinin en başarılı örneği olarak nitelendirilebilir. Öcalan’ın ise PKK’yi de aşan etkisi olan bir lider olduğu açık. Çatışma değil de, görüşmeler ile sonuca gitmeye hazır olduğunu defalarca dile getirmiş, buna yönelik çeşitli adımlar atmış böyle bir lider ve örgütün varlığı büyük bir şans.

Böyle bir gücü ezip yok etmek ise imkansız; buna uğraşmak ancak daha fazla acıya ve her alanda kayıba yol açar. Nitekim son üç yılki bu dayatmanın, Türkiye’yi demokrasi hususunda elinde kalan övüneceği tek araç olan seçimler meselesinde bile ne kadar acınası duruma soktuğunu görüyoruz. Açlık grevi direnişleri buna son vermenin çağrısı olarak anlaşılmalı.Bu çağrıya doğru cevap olmak için de, ‘Aslında Kürtlere yapılan, bütün Türkiye’ye yapılıyor. Bir seçim yaşadık ve sonuçları kabul etmeyen bir iktidar var. Bütün bu hukuksuzluklar bir gün herkesin karşısına çıkacak. Şimdi dur demezsek geri dönülemez bir noktaya gireceğiz’ diyen Temizkan’ın röportajda dile getirdiği şu sözler yeterince açık:

‘Devlete bir kez daha Kürtlerinde bu ülkede bir güç olduğunu, muhatap alınması gereken bir kesim olduğunu anlatmak gerekiyor. Biz güçlüyüz, bir halkız, taleplerimiz var, yok sayılan haklarımız var.

Benzer Haberler

11 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismara 16 yıl hapis

Sencer Ayata: Kimse yenilmez değil biz de yapabiliriz duygusu kazandı

nupel haber

İktidar için her şeyin mübah olduğu Erdoğan Türkiyesi’nde…

nupel haber

Firat Ceweri: Reaksiyon

Firat Ceweri

Alman Milletvekili Nastic: Açlık grevleri karşısındaki sessizlik utanç verici

nupel haber

Amerika’dan İstanbul seçimleri açıklaması: Not ediyoruz

nupel haber