Afrin’i iki yılda enkaza çevirdiler

Adı “huzur” ile anılan Afrîn iki yıldır Türkiye destekli ÖSO grupları tarafından gerçekleştirilen yağma, talan, gasp, yasak, işkence, kaçırma ve öldürme olaylarıyla tam bir yıkım merkezine dönüştü. İilin demografik yapısı değiştirildi, Kürtçe yasaklandı, Türkçe tabelalar asıldı, tarihi eserler çalındı, zeytinlikleri yok edildi. 

Mezopotamya Ajansı’ndan Barış Polat’ın Afrin özel haberinde şu görüşlere yer verildi:

 Suriye’de 2011 yılında Esad yönetimindeki Baas iktidarına karşı başlatılan eylemler, kısa sürede ülkenin tüm coğrafyasına yayıldı. Uluslararası güçlerin müdahalesiyle Suriye çok kısa bir sürede savaş sahasına dönüştü. Suriye’nin “kimliksiz” Kürtleri de yaşadıkları Kuzey Suriye kentlerini Esad yönetiminden özgürleştirdi. Kürtler, rejimden aldığı tüm kentlerin yönetimine halkları dahil etti.  

Afrîn de halkların birlikte yönettiği kentlerden biriydi. Hiçbir güce dayanmadan kendi öz gücüyle kentlerini yöneten Efrînliler, demokratik ulus projesi kapsamında birlik içinde, özgür, eşit ve adaletli bir yaşam için kentlerini inşa ediyordu.

Suriye’nin savaşsız tek bölgesi olan Efrîn, her taraftan göç alıyordu. Suriyelilerin güvenerek, sığındıkları önemli bir kentti. Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) sık sık hedefi olan kent, 20 Ocak 2018 tarihine kadar özgür yapısını korudu. 

 ‘SAVAŞSIZ’ KENT 

 Afrîn’de “inşa” sürerken, halkların modeline karşı olan Türkiye, Suriye siyasetinin rotasını, 24 Kasım 2015’te uçağını düşürdüğü Rusya’ya çevirdi. Bu tarihten sonra Rusya, Halep başta olmak üzere rejimin almak istediği kentlerde selefi grupları tasfiye etmek için Türkiye’yi kullanmaya başladı. Suriye coğrafyasında varını yoğunu “Kürtlerin kazanımlarına” karşı yatıran Türkiye, Rusya’nın selefi gruplar hesabını Efrîn’e karşı kullandı. ABD ve öncülüğünü yaptığı Uluslararası Koalisyon güçlerinin “sessiz” teşviki ve Rusya’nın hava sahasını açmasıyla desteğini gizlemediği Efrîn’e yönelik 20 Ocak’ta operasyon başlatıldı. Operasyonla Suriye’nin savaşsız kenti de havadan ve karadan savaş alanına çevrildi. 

 Türkiye’nin “Zeytin Dalı Harekatı” dediği operasyon iki ay sürdü. Afrînlilerin savaş zoruyla çıkarıldığı kentte, Rusya ile Türkiye’nin ortaklığıyla Guta, Duma ve Halep’ten alınan selefiler yerleştirildi. Dünyanın sessiz kaldığı selefi gruplardan oluşan Özgür Suriye Ordusu, Suriye’nin en huzurlu kentini, yağma, talan, gasp, kaçırma, işkence ve öldürmeyle anılan bir kente çevirdi.   

 HUZURUN ŞEHRİYDİ

 Tarihiyle öne çıkan Kürt şehri Afrîn, birçok uygarlığa ev sahipliği yaptı, istilalara maruz kaldı. Tarihten günümüze her şeye rağmen halkları, dilleri, inançları ve kültürleri bir arada tuttu. Kuzey ve Doğu Suriye’nin diğer kentlerine oranla dağlık bir alana sahip olan Efrîn’de, 18-20 milyon arasında zeytin ağacı bulunuyor. Efrînlilerin geçim kaynağını, zeytincilik ve zeytinyağı oluşturuyor. Suriye iç savaşında bölgede yaşanan göçlerin merkezi olan Efrîn, savaş sürecine rağmen ekonomik olarak gelişim sağlayan tek kent. 

 TRAJİK GÖÇLERİN MERKEZİ

 Tarihte Kürtlerin yaşadığı dört parçadan sürgün olanlara kapısını açan, Suriye iç savaşında da bütün kentlerden göç alan Afrîn, yüzbinleri bulan göçmen nüfusa sahip. Afrin, Suriye iç savaşının başlamasıyla saldırılara açık hale geldi. Kürtler, öz savunma sonucu 19 Temmuz 2012’de “Demokratik Özerklik” bayrağını açarak, kanton yönetimini ilan etti. Kente yönelik ambargolar, halkların ortak yaşam alanını hedef aldı. Kimi zaman saldırıların hedefi olan Efrîn’e askeri saldırılar sonuçsuz kaldı.

 ULUSLARARASI OPERASYON

 Afrîn’deki ortak yaşam, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı  Erdoğan tarafından sürekli tehdit olarak görüldü. Erdoğan’ın tehditleri, 20 Ocak 2018 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) 79 uçak, yüzlerce tank, obüs, binlerce asker ve 25 bin kişilik selefi grup ile 1 milyonluk Efrîn kentine saldırıya dönüştü. Buna karşı direnen Demokratik Suriye Güçleri (QSD), kentin tüm kazanımlarını korumaya çalıştı. 58 gün boyunca TSK ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) gibi Türkiye’nin desteklediği gruplar, 21’inci yüzyılın teknolojik silahlarıyla kenti havadan ve karadan bombaladı. Rusya güçlerini çekerek ve hava sahasını açarak onay verdiği operasyonu, ABD, Avrupa Birliği ülkeleri, Birleşmiş Milletler ve NATO izlemeyle yetindi. 

 SİVİLLER ÖLDÜRÜLDÜ, KAÇIRILDI 

 Operasyon sonucu aralarında çok sayıda çocuk ve kadının bulunduğu 300’ü aşkın sivil hayatını kaybetti, 742 sivil de yaralandı. 3 bin 500 kişi kaçırılırken, bunlardan 850’sinin akıbeti bilinmiyor. Kaçırılanlardan159’u kadın. Kimi kaynaklara göre bu sayı 7 bin civarında.  Öte yandan saldırılarla birlikte 400 bini aşkın Müslüman, Êzidî, Alevi ve Hristiyan Efrîn’den göç ettirildi. Tüm bu yaşananlara karşı Dünya ve Suriye’de bulunan tüm taraflar sessiz kaldı.

 DEMOGRAFİK YAPI

 Tarih boyunca bir Kürt şehri olarak bilinen Afrîn, tüm selefi ve radikal grupların merkezi haline dönüştürüldü. Şam, Guta, Qalamun, Dera ve Kuneytra da bulunan radikal selefi gruplar ve ailelerinden oluşan 80 bin kişi, Efrîn merkeze, ilçelerine ve köylerine getirildi. Efrîn’in farklı bölgelerine kurulan göçmen kamplarına da bu kişiler yerleştirildi. Böylelikle Efrîn’de demografik yapının değiştirilmesinin ilk aşaması tamamlanmış oldu.

 KÜRTÇE YASAKLANDI

Afrin’e rengini veren halklar adına ne varsa ortadan kaldırıldı. Kürt dili, kültürü ve sanatına ilişkin her şey yasaklandı. Anadilde eğitim veren okul ve üniversiteler kapatıldı, Kürtçe eğitim yasaklandı. Tıpkı Türkiye Cumhuriyet tarihinde olduğu gibi köy, mahalle ve sokak isimleri değiştirildi. Asimilasyon politikaları her geçen gün daha fazla geliştirildi. Şehir merkezinde Arapça ve Türkçe tabelalar ile bayraklar asıldı. Okullarda sadece Arapça ve Türkçe eğitim verilmeye başlandı. Okulların ismi değiştirilerek, Osmanlı padişahlarının ismi verildi. 

 ZEYTİNLİKLER YOK EDİLDİ

Afrîn’de tahminlere göre, 18-20 milyon arasında zeytin ağacı vardı. Yani kent geçiminin temeli zeytindi. Savaş öncesi yılda 270 bin ton zeytin üretilirken, bu sayı gelinen noktada 75 bin tona düştü. Saldırılar sonucu 15 bin hektarlık zeytin ağacı ve ormanlık alan yok edildi. Üretilen zeytinler de fiyatı düşürülerek, Arap tüccarlar tarafından Bab El Selame kapısından Türkiye’ye sokularak, buradaki pazarlarda satıldı.

Gelişen bu ağ üzerinden “Arap zeytini” denilerek, Irak’taki pazar alanlarına kadar ulaştırıldı. Türkiye ve ÖSO’nun kontrolünde bulunan kentte zeytinyağına, “Türk zeytinyağı” etiketi basılıp, Avrupa Birliği ülkelerine satıldı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, “PKK’nin eline gelir geçsin istemiyoruz. Afrin’de biz gelirlerin bir şekilde bize geçmesini istiyoruz” sözleri çok tartışıldı. 

 TARİH BOMBALANDI

Birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış Afrîn’de binlerce yıllık tarihi yerler uçaklarla bombalanarak, tahrip edildi. UNESCO tarafından Suriye’nin en önemli kenti olarak ilan edilen Darê Tepeleri, savaş uçakları tarafından bombalandı. Saldırılar sonucu Nebi Huri Kalesi, Marmaron Tapınağı ve Êzidîlere ait birçok inanç merkezi yerle bir edildi. İçme suyu merkezlerinin dahi bombalandığı Efrîn, yaşadığı savaşla ikinci Halep olarak adlandırıldı.

 16 BİN TARİHİ ESER ÇALINDI

Tarihi yerlerin yok edildiği kente ait binlerce tarihi eser, ÖSO grupları tarafından çalınarak, Türkiye pazarlarında satıldı. Engeller çıkınca bu kez yetkililere bağlı simsarlar yoluyla İstanbul, Ankara ve İzmir gibi Türkiye illerine götürüldü. Yapılan araştırmalara göre, şu ana kadar yaklaşık 16 bin parça tarihi eser Türkiye’ye getirildi. Konuya ilişkin açıklama yapan Suriye Müze yöneticisi Mehmud Hemûd, bu sayının 16 bin parçadan daha fazla olduğunu ve müze yönetimi tarafından kurulan “Çalınan Eserleri Araştırma Komitesi”nin de tam sayıya ulaşmadığını söyledi. 

 ANTEP ÜNİVERSİTESİ FAKÜLTE AÇTI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararla Antep Üniversitesi Rektörlüğü Afrîn’e Eğitim Fakültesi açtı. Yine Antep Üniversitesi Rektörlüğü’ne bağlı Bab’da İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Ezaz’de İslami İlimler Fakültesi kuruldu. Yüzeysel olarak kamuoyuna duyurulan fakültelerin ne kadar öğrencisi olduğu, ne tür eğitim verildiği ise paylaşılmadı.

 HER GÜN YENİ BİR TRAJEDİ

 İki yıldır Türkiye destekli ÖSO gruplarının elinde bulunan Efrîn, her gün yeni bir trajediyle gündeme geliyor. Yerlerinden edilen yüzbinlerce Efrînli, Şehba’nın Serdem ve Berxwedan’ın da aralarında olduğu 5 kampta zorlu yaşam şartlarında kalıyor. Dünyanın sessiz kaldığı Efrîn, 2 yıllık süre zarfında “Huzur kenti” ismini aşama aşama insanlığa karşı işlenen suçların merkezine bıraktı. 

 DÜNYA BU KEZ SAHİP ÇIKTI

 Dünyanın üç maymunları oynadığı Afrîn’den cesaret alan Türkiye, 9 Ekim 2019 tarihinde de Kuzey ve Doğu Suriye’nin Girê Spî ve Serêkaniyê kentine saldırdı. Bu seferAEfrîn’in aksine ABD ve Uluslararası Koalisyon çekildi, Rusya ve Suriye rejimi yerleşti. Afrîn’de sivil katliamı engellemek için çekilip yerini Efrîn Kurtuluş Güçleri’ne (HRE) bırakan QSD, Girê Spî ve Serêkaniyê’deki direnişine dünyanın dört bir tarafından ses verildi. 2014 yılında 1 Kasım Dünya Kobanê Günü ilan edildiği gibi, bu kez Kürtlerin mücadelesi küresel çapta destek görerek, 2019 yılında 2 Kasım Dünya Rojava Günü ilan edildi. O gün dünya ayağa kalktı, Rojava’ya sahip çıktı. Hesapları boşa çıkan yerel, bölgesel ve ulusal güçler frene basmak zorunda kaldı, geri adım attı.

 /MA/