Ali Deniz : Yeni Çözüm Süreci Kiminle?

Bir süredir “yeni bir çözüm süreci” ihtimalinden bahsediliyor. Sayın Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesi, açlık grevlerinin sonlandırılması, KCK adına Cemil Bayık’ın Washington Post’ta makalesinin yayımlanması ve o makalede sözü edilen”barış” ihtimali yeni bir sürece doğru en azından niyet edildiğini ve bazı küçük adımların atıldığını düşündürüyor.

Türkiye’nin dışarıda sıkışması (Sudan, Libya ve İdlib alanlarında işlerin ters gitmeye başlaması, Doğu Akdeniz’de denklemden çıkarılması, BAE, Suudi Arabistan ve Mısır’la yaşanan sorunlar, ABD ve AB ilişkilerindeki sorunlar, Afrin işgali ve Rojava düşmanlığının artırdığı ekonomik ve siyasi faturalar…);

içeride Kürt meselesinde çözümsüzlük politikası, hukuk devletinden kopuş, işsizlik, yüksek enflasyon, tek adamlığın yarattığı boğulma durumu da krizden çıkışın yolunun “yeni bir barış süreci” olacağını  gösteriyor.

Ancak ortada büyük bir “muhatap” sorununu var. Kürtler açısından değil, orada muhataplar belli: Öcalan ve PKK. Sorun Türk tarafında. Son 3-4 yıllık süreç AKP ve  Erdoğan’ı “barış süreci”nde muhatap olmaktan çıkardı, daha doğrusu Erdoğan ve AKP kendisini denklemden çıkardı, şu an uzatmalar oynanıyor.

Sorun Türk devlet mekanizmasının bu süreçte nasıl bir muhataplık yaratacağı ile ilgilidir.

Devlet, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” diye bir ucube canavar yarattı, başına da 2014’ten bu yana gerçekliğini( rasyonalitesini)  tümüyle yitirmiş Erdoğan’ı getirdi, şimdi kara kara bunu nasıl aşacağını düşünüyor.

Üç seçenek var gibi görünüyor:

Birincisi, darbe mekaniğinin devreye girmesi. Mevcut krize siyaseten bir çözüm bulunamazsa “darbe mekaniği” devreye girebilir. Oldukça zayıf bir ihtimal ama göz ardı edilemez.

İkincisi, Erdoğan’ın MHP ile ittifakını sonlandırıp CHP ile “Türkiye” ittifakına girmesi. Büyük burjuvazinin de sıcak baktığı bu seçenek ancak Erdoğan’ın “İhvancı-Türkçü” çizgiden çark etmesi ve yetkilerini sınırlandırmasıyla mümkün. Bu da şimdilik  Erdoğan’ın alacağı bir tavır olarak görünmüyor. Ancak Erdoğan’ın U dönüşleri yapmada usta olduğu tartışılmaz. Bu nedenle bu seçenek geçiş süreci açısından güçlü bir seçenek olarak orta yerde duruyor.

Üçüncüsü, Ali Babacan ekibinin kuracağı partinin AKP’den koparacağı milletvekilleri ile bir grup oluşturup Meclis’te  muhalefeti çoğunluğa taşıması ve ardından Türkiye’yi erken seçime götürmesi. Tüm muhalefetin onay verdiği yeni bir Anayasa oluşturma ve Türkiye’nin acil sorunlarının (Kürt meselesi, Dış politika ve Ekonomi) nasıl çözüleceğinin yol haritasını  ilan etme. Bu temelde Türkiye’nin önünü açma. İçinde HDP’nin de yer alması gereken bu üçüncü seçenek akla en yakın seçenek olarak görünüyor.

Elbette bu seçenekler sadece Türk aktörlerin alacağı tavırla belirlenmeyecek. Kürt Hareketi’nin tavrı da bu seçeneklerden hangisinin öne çıkacağı noktasında tayin edici olacaktır.

Bu nedenle Kürt Hareketi’nin çok beklemeden siyasette ön alması gerekiyor. Bu ön alma da savaş yanlılarını boşluğa düşürecek ve Türkiye demokrasi güçlerinin önünü açacak kapsamlı bir “Barış Projesi ve Deklarasyonu” temelinde pratik adımlar olacaktır.

/Nupel/