Azad Aslan : Elektromanyetik kuşatma

Birkaç gün önce Elon Musk mikroçip implantları konusunda bir bilgilendirme yaptı. Beyine yerleştirilecek mikroçipleri ürettiklerini bu mikroçiplerin alzheimer ve parkinson hastalarının tedavisinde kullanılacağını bildirdi. Bu amaçla yapılan deneylerin başarılı bir şekilde tamamlandığını, uygulamanın yakın zamanda insanlar üzerinde deneneceğini açıkladı.

Beyin kontrolünü sağlayan bu çiplerin fonksiyonlarını önceki bölümlerde işlemiştik. Uzay çalışmalarıyla adından söz ettiren bu deha girişimcinin aynı zamanda sağlık sektörüne de el atmasının anormal bir girişimcilik olduğunu söylemek yanlış olur. Teknolojiyle alakalı her alanda Elon Musk ve benzeri yeni çağın girişimcilerine tanık olacağız.

Space X gibi şirketler yakın gelecekte devletler üstü bir güce sahip olacaklar. Bu şirketlerin teknolojik üstünlükleri beraberinde insan topluluklarının yaşam koşulları üzerinde söz sahibi olmasını da sağlayacak. Neden mi? Çünkü bu her zaman böyle olmuştur. Güce kim sahipse söz hakkı da onundur ve günümüz dünyasında asıl güç bilgi ve teknolojiye sahip olmaktan geçiyor.

Cesur girişimci Elon Musk şirketi geçtiğimiz mayıs ayında dev internet projesi Starlink kapsamında içerisinde 60 adet uydu barındıran Falcon 9 roketini dünyanın alt yörüngesine gönderdi. SpaceX, fiberoptik kablo ve baz istasyonu olmaksızın uydu üzerinden internete girme olanağı sağlayacak. Starlink projesiyle 2020 yılına kadar uzaya 12 bin adet uydu fırlatmak amaçlanıyor. Firma böylece internet erişiminin olmadığı çöl, okyanus gibi dünya coğrafyasındaki en ücra köşelerde bile en az 1 Gbps’ye varan hızda sanal aleme bağlantı olanağı sağlayacak.

Bağlantı hızının 3 Gbps’e kadar çıkabileceği Starlink teknolojisiyle özellikle Afrika, Asya ve Güney Amerika’da internet erişimin olmadığı gelir seviyesi düşük coğrafyalarda insanlar hızlı ve ucuz internet hizmetinden yararlanabilecek. Açlığa karşı ölüm kalım savaşı veren Afrikalıların ucuz internete sahip olabilmeleri elbette ‘hayati önemde’ çünkü, dünyayı çepeçevre saran bu elektro manyetik alanın insan sağlığı üzerinde ciddi sonuçları olacak.

Bu manyetik alanın yaydıgı radyasyon, yüksek seviyelere ulaşacak. Kullandığımız cep telefonu tablet wifi ve bilgisayarların belirli bir seviyede radyasyon yaydığı hepimiz tarafından biliniyor.Wi-Fi’ın oksidatif stres, sperm/testiküler hasara ve elektroensefalografik değişiklikler, apoptoz (programlanmış hücre ölümü), hücresel DNA hasarı, endokrin değişiklikler ve aşırı kalsiyum yüklenmesi gibi etkileri içeren nöropsikiyatrik yan etkilerini ortaya çıktı.

Bu yan etkilerin hepsi, aynı zamanda başka elektromanyetik alanlar sebebiyle de gerçekleşebiliyor. Bu sebepten dolayı bu elektromanyetik alan etkilerinin her biri Wi-Fi ve diğer mikrodalga frekansı elektromanyetik alanlarının etkileri olarak da değerlendirilebilir.

Peki, fazlasıyla ciddi sorunları olduğunu daha buradan belli eden Wi-Fi’ın zararlarını biraz daha basite indirgersek nelerle karşı karşıyayız? Öncelikle erkek kadın ayrımı olmaksızın üreme organlarına zarar veren, hatta kadınlarda düşük ihtimalini de artıran elektromanyetik alanlar, bu etkilerinin yanı sıra östrojen ve progestojen seviyelerinde de değişikliklere sebep olabiliyor.

Ayrıca hücresel DNA hasarına da yol açabilen manyetik alanlar, belirli ürünler aracılığıyla direkt olarak DNA’ya saldırabiliyor ve genetik bozuklukları meydana getirebiliyor.Bu ve bunun gibi onlarca hasarı inceleyen çalışmanın en çarpıcı noktası ise Wi-Fi ve diğer elektromanyetik alanların özellikle gençler üzerinde daha etkili olabileceği gerçeğiydi.

Bunun sebebi ise kafataslarının küçük olması ve yetişkinlere göre daha ince bir yapıya sahip olmasından kaynaklanıyordu. Bunun yanı sıra embriyonik kök hücre yoğunluğu çocuklarda daha fazla olduğu için bu hücrelerin belirtilen manyetik alanlara maruz kalmaları kanser gibi çok daha büyük sorunları doğurabiliyor.

Bu araçların yaydığı radyasyon miktarını ,uzmanlar radyasyon etkisini en aza indirme amaçlı bazı pratik tedbirler sunuyorlar,özellikle yatak odasın da bulundurmama ve wifi aygıtlarına yakın olmama gibi.Ayrıca baz istasyonları ve elektrik şebekelerinin yakınların da yaşanılmaması gerektiği belirtiliyor.

Radyasyon un sağlık üzerindeki olumsuz etkileri üzerine internette binlerce araştırma mevcut. Tekrara girmeden şunu belirtmeliyim ki uzaydan yayılacak radyodalgaların yaratacağı elektro manyetik alanın zararları, mevcut kanser hastalığını artıracağı gibi,yeni başka hastalıklarında ortaya çıkmasına neden olacak.

Sadece bu değil tabi; bunun yanısıra 5G teknolojisinin de insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri üst boyutta. Bu konu pek dillendirilmese de internette yapacağınız kısa bir araştırma ile olayın vehametinin boyutlarını daha net anlayacaksınız.

Avrupa’da 5G ye karşı olanlar olduğu gibi dört gözle bunu bekleyenler de var.Türkiye bu konuda başı çeken ülkelerden öyleki 2020 de 5G’ye geçileceğini duyurdular. Adeta bir bayram havasında duyurdular. Ancak Brüksel şehir yönetimi başta olmak üzere İsviçre’den bazı kantonlar buna karşı çıktılar.

Sadece bunlar değil; birçok ülke ve yerel yönetimler karşı çıkıyor. Bunların neden karşı çıktıklarını bir sonraki yazımda sizlerle paylaşacağım. Görüşmek üzere…