Aydın Deniz: Devlet katliamın ortağı gibi davrandı

Madımak Katliamı’nın aydınlatılmamış, siyasi, idari ve hukuki sorumlularının hesap vermemiş olmasını devletin tavrına bağlayan Alevi aktivisti yazar Aydın Deniz, iktidarlar değişse de Sünni Hanefi zihniyetin yön verdiği Alevi düşmanı yaklaşımın değişmediğini belirtiyor.

Filiz DENİZ

Madımak Katliamı’nın Alevilik için bir dönüm noktası olduğunu söyleyen, katliam sonrası hızla örgütlenen Alevi kurumlarının Alevilerin hak ve talep mücadelesini konusunda ciddi bir yol haritasına sahip olmadıklarını, bunun da dağınıklığa yol açtığını belirten Aydın’la 26’ıncı yılında Madımak Katliamı’nı konuştuk..

Madımak Katliamı’nın üzerinden 26 yıl geçti. Anadolu’nun aydınlanmacı dinamiği Aleviliğin hedef alındığı katliamda halklarımızın seçkin değeri 37 insan hayatını kaybetti. Türkiye birçok katliam gibi Madımak Katliamı’yla da yüzleşmedi. Neden? Bunu sadece devletin tutumuna bağlamak ne kadar gerçekçi? Bir bütün olarak Türkiye siyaseti ve sivil toplumu üzerine düşeni yapabildi mi? Neydi sizce eksik olan şey?

26 yıl önce Madımak Katliamı’nda 33’ü pirimiz Pir Sultan Abdal’ı anmaya giden Alevi Can’lar olmak üzere iki otel çalışanı (otel malzemelerine zarar gelmesin diye bekleyen ) ve oradaki Can’larımızı öldürmeye gelen iki katil ile birlikte toplam 37 kişi hayatını kaybetmiştir…

Bizler için şehit sayısı 33’tür.

Katliamla yüzleşme konusunda devletin tutumunu baştan beri görmekteyiz. O dönemin başbakanı, cumhurbaşkanı ve içişleri bakanının açıklamaları katliamı kınama yerine adeta ortağı gibi davranmaları ve sonrasında gerek tepkileri gerekse devletin Alevisini yaratma konusundaki girişimlerini de dahil edersek yüzleşme gibi dertlerinin olmadığını görürüz. Devletin Alevisini yaratacak kurumların oluşturulması Aleviliğin özünden koparılıp asimile edilme politikası kısmen de olsa başarıya ulaşmıştır. Bu kurumların 20. yılından sonra katliamı yerinde anmaları da bu yaklaşımı desteklemektedir.

Ayrıca devletin böl parçala yönet taktiği diğer demokrasi güçlerinin de yüzleşme konusunda geç kalmasına neden olmuştur. Bunların tek nedeni tabii ki sadece devlet değildi örgütlenmesini daha yeni yapan Alevi hareketinin kurumsallaşamamasından kaynaklanan yetersizlikler yaşanmıştır.

Aradan geçen 26 yılda hukuk süreci de işlemedi. Dava 7 yıl önce de zaman aşımı gerekçesiyle düşürüldü. Siyasi sorumlulardan hesap sorulmadı. Niçin? Hukuksal alanda ne yapılmadı ya da eksik olan ne vardı da bu sonuç yaşandı?

İktidarlar da siyasi partiler değişse de zihniyetin aynı olduğu ülkenin Sünni Hanefi hakim inancı nedeniyle yapılan katliamın Alevi düşmanlığına ve bu zihniyete hizmet ettiğinden dolayı mahkeme sürecinin olumlu şekilde sonuçlanmasını beklemek hayal olurdu. 

Katilleri savunan avukatların ödüllendirildiği, milletvekili, belediye başkanı yapıldığı ve hatta anayasa mahkemesi üyesi yapıldığı bir süreçten bahsediyoruz. Hukuksal anlamda davayı takip eden Alevi hareketi elinden gelen her şeyi yapmıştır ama devlet zihniyeti bırakın adil bir yargılama sürecini davada ismi geçen sanıkların yakalanmamasına göz yummuştur. Bu yakalanamayan sanıklar askerlik yapmış ve devletin kurumlarından ehliyet almış, dolayısıyla yakalamama ödüllendirme politikası etkili olmuştur. 

Davanın zamanaşımından dolayı düşmesi nedeniyle dönemin başbakanı hayırlı olsun cümlesiyle devletin ve kendini zihniyetini bir kez daha ortaya koymuştur. Bundan sonraki süreç uluslararası mahkemelerde veya Avrupa insan hakları Mahkemesi’nde sürdürülmelidir.

Madımak Katliamı sonrası örgütlenmesine hız veren Alevi dinamiği yurt içinde ve yurt dışında ciddi bir örgülülük düzeyine ulaşmasına rağmen katliamın aydınlatılması ve sorumluların cezalandırılması noktasında etkin olamadı. Katliamın uluslararası alanda görünür kılınması ve gündemde tutulması için de yetersizliklerin yaşandığı görülüyor. Siz aradan 26 yıl geçmesine rağmen katliamın sadece 2 Temmuz’la sınırlı bir anma etkinliğine dönüşmüş olması üzerine neler söyleyebilirsiniz?

Madımak Katliamı aslında Alevilik için dönüm noktası oldu. Örgütlenmelerin çok hızlı bir şekilde gerçekleştiği, cemevlerimizin yapıldığı ve çatı örgütlenmelerinin oluştuğu bir döneme girdik. Gerek yurt içinde gerek yurt dışında yaşanan bu örgütlenmeler Alevi hak talep mücadelesinin talepleri konusunda ciddi bir yol haritasına sahip olunmaması nedeniyle bugünkü dağınıklığı yaşamamıza neden olmuştur. 

Sadece Madımak Katliamı değil diğer taleplerimizin de bir karşılık bulmamasının en büyük nedeni devasal bir örgütün olması ama bu örgütün birlik ve yol haritası konusunda ciddi eksiklerin yaşanmasıdır. Bu nedenle mücadeleden sonuç alamamaktayız. Katliamın sadece kısır bir anma yürüyüşü üzerine dönmesi katliama karşı tepkileri de darlaştırmaktadır. Katliama maruz kalan canlarımızın niçin maruz kaldığına dair anlatımların, görsellerin ve amacının ne olduğunu gelecek nesillere aktarmak için daha ciddi çalışmaların daha zenginleştirilmiş anmaların yapılması kaçınılmazdır. 

Çeyrek yüzyılı geçmiş bu katliama önümüzdeki yüzyıllara aktarmak Alevi hareketinin bir görevidir. Bu görevi yerine getirmek için anmalarda sadece dört beş genel başkanın konuşması ile kısıtlı programlarla bu sorun aşılamaz. Daha da ciddi değerlerimizi yansıtabilecek inancımız ortaya koyacak, geleceğe taşıyabilecek zengin anma etkinliklerinin yapılması şarttır.

Katliamın siyasal sorumluları AKP ve Saadet Partisi’nde siyaset yapmaya devam ediyor. SP lideri Karamollaoğlu yakın dönemde Alevilerin çoğunluğunun oy verdiği CHP ile ittifak yaptı. CHP’nin ittifak siyasetine Alevi örgütlerinden ciddi bir tepki gelmedi? Bunu neye bağlıyorsunuz?

Katliamın siyasal sorumluları siyaset yapmaya devam etmektedir ama sadece siyasal değil, hukuksal sorumluları da bu siyasette aktif rol almaktadır. Saadet Partisi Karamollaoğlu’nun yakın dönemde Alevilerin çoğunluğunun da oy verdigi CHP’ye ittifak yapması aslında günümüzün siyasal durumuna karşı stratejik bir birleşmenin zorunluluğundan doğmuştur. 

Günümüzde yaşanan baskıcı ve tekçi siyasal anlayışının iktidardan gitmesi için bütün ötekileştirmişlerin, bu sistemden rahatsız olanların yanyana gelmesi; geçmişte yaşadığımız acıların siyasal olarak hesaplaşması konusunda zorunlu ertelemeye maruz kalmıştır. Bu nedenle Alevi kurumları mevcut siyasal durumdan kaynaklı bu yakınlaşma siyasetine çok sesli olarak itiraz etmemişlerdir.

CHP’nin katliam karşısındaki pasif tutumu da eleştirilere yol açıyor. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun MHP’li Ozan Arif’i Pir Sultan ile ‘eşdeğerde’ tutan açıklaması çok tepki de aldı. Madımak Katliamı’nda hayatını kaybedenler Pir Sultan Şenlikleri için gittikleri Sivas’ta yakıldılar. Bu benzetme sizce ne anlama geliyor.

CHP’nin katliam karşısındaki duruşu ile ilgili birkaç kelam edersek aslında milletvekili boyutunda katılım sağlarken genel başkan düzeyinde katliamı lanetlemek ve yerinde anmaya katılmaması nedeniyle sosyal demokrat duruşu sorgulanmaktadır.

Diğer taraftan ırkçı faşist bir Ozan’ın Pir Sultanla eş tutulması Alevi hareketinde çok ciddi tepkilere neden olmuştur Tepkilerimiz gerek sosyal medyada , gerek basın metinleri ile, gerekse parti yetkililerine ve bizzat Kemal Kılıçdaroğlu’na iletilmiştir. Bu konuda gereken özeleştiri yapılmadığı gibi Alevi kurumlarının tepkisini azaltacak herhangi bir girişimde de bulunulmamıştır.

Bizler siyaset için Alevi değerlerinin kullanılmasına karşıyız. Artık Alevilik için siyaset yapılmasını ve eşit yurttaşlık hakkına bir an önce kavuşmak istiyoruz. O yüzden ister Alevi olsun, ister Ocakzade olsun, isterse parti başkanı olsun, Alevi değerlerini siyaset için kullanmak hiç kimsenin haddi değildir, kullanılmasına da izin vermeyeceğiz.

/Nupel/