Esra Gültekin: Hevrin Halef’in ardından; Fotoğrafın tanıklığı

                                        ’’O görüntüler bize şunu söyler: İşte bu, insanların şevkle,                                                 kendilerini haklı ve üstün görerek yapabilecekleri, yapmaya                                              gönüllü olabilecekleri şeyin resmidir. Bunu unutmayın.’’ 1    

Türkiye’’nin Rojava’ya karşı ‘güvenli bölge’ adı altında başlattığı işgal saldırıları 9 Ekim tarihinden bu yana devam ediyor.

Dünyanın hemen her yerinden bu işgale tepki yükselirken, kara bulutlar ve bombardıman sesleri içerisinden acının, çaresizliğin, öfkenin, yaşamın ve karşı duruşun fotoğrafları her gün ekranlarımıza düşüyor.

Tüm bu fotoğraflar bize savaşın bir kurşunun çapından, en güçlü bombanın etki alanından daha büyük bir yıkıma yol açtığını gösteriyor. Yüz binlerce insan evini terk etmek zorunda bırakıldı, yaralandı denilen insanların pek çoğu beden bütünlüklerini kaybetti ve yüzlercesi yaşamını yitirdi.

Rojava’da yıllardır İŞİD’e karşı yürütülen savaş sonrası hayatın yavaş yavaş eski halini almaya başladığı, birkaç ay önce insanların huzurla dolaştığı sokaklarda şimdi yeniden bombaların gürültülü ve yok edici sesi yayılıyor.     

Türk Silahlı Kuvvetleri ve beraberindeki islamcı çetelerin saldırıları sürerken, haber ajanslarına kimyasal silah nedeniyle bedeni yanmış insanların, öldükten sonra işkenceye maruz kalan, yaralandıktan sonra esir alınan kişilerin fotoğraf ve videoları düşüyor.

Bunlardan biri de 12 Ekim 2019 tarihli, Suriye Gelecek Partisi eş başkanı Hevrin Halef’in aracının Türkiye destekli çeteler tarafından durdurulmasından sonra gerçekleşen infaz görüntüsünün çeteler tarafından sosyal medya hesaplarından paylaşılmasıydı.

Suriye’de bulunan Uluslararası Al Malikiyah Hastanesi doktorlarından, Dr. Tayceer al-Makdesi’nin Hevrin Halef’in ölümüne ilişkin yazdığı inceleme raporunda, Halef’in vücudunda birbirinden farklı çok sayıda kurşun izi olduğuna dikkat çekiyor. 

Yine Halef’in araçtan sağ olarak indirildiği, saçlarının köklerinden kopmasına sebep olacak kadar vahşice yerlerde sürüklendiği ve sonrasında kurşunlanarak katledildiği bu raporda yer aldı.

İnsanların bu gibi katliam görüntülerine maruz kalması ve bu görüntülerin rahatça sosyal medyada paylaşılmasının sonucunda ortaya çıkan önemli şeylerden biri ölümün, yalnızca ölenle ilgili olmadığıdır.

Burada ölümün biçimi, kim tarafından gerçekleştirildiği ve vahşetin boyutu bağlamındaki nedensellik, aslında bedenin politik anlamı olduğunu tekrar hatırlatıyor.

Açıkça ve rahatça kameraların önünde sadece öldürürken değil, öldürdükleri kişilerin cansız bedenlerine eziyet edenlerin yarattığı şiddet kültürünün ‘normalleşmesi’ de giderek yaygınlaşıyor.

Zamanla ve yavaşça alıştırıldığımız keskin şiddet görüntülerinin yeni bir uç noktası ‘olamayacağını zannederken’, Halef’in bedenine eziyet edilirkenki görüntüler, bilmediğimiz uç noktaları yine kadın bedeni üzerinde gerçekleştirmeye istekli ve heyecanlı işkenceciler ordusunun olduğunu görüyoruz.

Hevrin Halef’in ölümünden haftalar sonra annesinin fotoğrafları North News Agency tarafından paylaşıldı. Fotoğraf, işgal askerlerinin geçişini kucaklarına doldurdukları taşlar ile bekleyen kalabalığa aitti.

O kalabalığın arasında, kucağının bir tarafında tuttuğu taşların yanında, diğer tarafında siyah bir ayakkabının teki ile duran yaşlı kadın göze çarpıyor. Hevrin’in annesi Souad Mohammad’ın bu fotoğrafı, biz Hevrin’i anımsarken akıllara kazınan sarsıcı bir belge oluşturuyor. 

Macar fotoğrafçı Abre Kertesz’in fotoğraflarının 1937’de Life dergisi tarafından ‘çok fazla konuştuğu’ söylenerek geri çevrilmesini yorumlayan Roland Barthes, ‘bu fotoğraflar bizim düşünmemizi sağladılar, bir anlam -bire bir olandan farklı bir anlam- önerdiler.

Sonuç olarak Fotoğraf korkuttuğu, ittiği ve hatta damgaladığı zaman değil, kara kara düşündürdüğü zaman yıkıcıdır’2 vurgusunu yapar. Tıpkı Souad Mohammad’in katliam sonrası bir başka kanıt olarak taşıdığı ve kızı Hevrin’e ait ayakkabıyı gösteren o fotoğraf gibi.

Ortadoğu’da genç bir siyasetçi olarak Kürt ve Arap halklarının ortak geleceği için çalışmalar yürüten Hevrin’den geriye kalan ayakkabısının teki, kadınların kucaklarında tuttuğu o taşların yanında umudu, öfkeyi ve direnişi yine Barthes’in vurguladığı gibi başka biçimde, annesine ait bu fotoğrafta imgelerin yan yana gelişiyle unutulmaz bir iz bırakarak anlatıyor ve;
‘Hevrin burada’ diyor.


Alıntılar:
1) Başkalarının Acılarına Bakma, Susan Sontag.
2) Camera Lucida, Roland G. Barthes.