Hakan Tahmaz: Kayyım cumhuriyetine doğru

AKP iktidarı, 15 Temmuz darbe girişimini yeni rejim tesis etmek için “fırsata” dönüştürmeyi başardı.

Darbe girişiminin ilk günlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sarf ettiği “15 Temmuz Allah’ın bir lütfu” sözlerinin hikmeti, kısa süre sonra daha net anlaşıldı.

Parlamenter sistem değiştirildi. Yargı, yasama ve yürütme güçler ayrılığına son verildi. Yetkililerin, cumhurbaşkanında toplandığı, Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemine geçildi. Eski parlamenter sistemden kalma “kadük demokrasi” bütünüyle budandı, otoriter sistem kuruldu. Tek adam rejimi kuruldu. Devlet kurumları buna göre yeniden yapılandırıldı ve toplum yeniden dizayn edildi.

Ancak bunlardan önce bu sürece hizmet eden iki önemli değişikli yapıldı. İlki 2015 yılının nisan ayında kabul edilen 6638 sayılı iç güvenlik yasası ile tam bir “güvenlik bürokrasi/polis güçlendirildi.

Değişikliğinin salt güvenlik kaygısıyla yapılmadığı 15 Temmuz darbe girişiminin bastırılması ve sonrasındaki uygulamalar ve yaşananlarla anlaşıldı.

Diğeri ve daha önemli değişiklik ise 15 Temmuz darbe girişimi bahanesiyle bütün Türkiye’de ilan edilen OHAL döneminde önce KHK ile kayyım atanmasına ilişkin değişiklik KHK ile yapıldı bilahare bu KHK sessiz sedası yasa haline getirildi.

2014 yerel seçimlerinde Demokratik Bölgeler Partisi listelerinde seçim kazanan 106 belediyenin 96’sına kayyım atıldı. Bunlarda 93 Belediye Başkanı tutuklandı.

31 Mart seçimlerine 5 ay kala Ekim 2018 itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeni seçilecek olanların yerine kayyım atanacağına ilişki işareti “teröre bulaşmış kişiler tekrar sandıktan çıkarlarsa beklemeden anında gereğini yapar, kayyım atarız” sözleriyle vermişti.

Nitekim bugün 3 Büyükşehir, 16 ilçe 1 belde olmak üzere 24 belediye başkanı görevinden alındı, yerlerine kayyım atanmış durumda. Arkası geleceğe benziyor.

Aralarında Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Dr Selçuk Mızraklı da olmak üzere 8 belediye başkan tutuklandı.

Birde 31 Mart yerel seçimleri kazanan KHK mağduru Diyarbakır – Bağlar, Van –Tuşba, Edremit ve Çaldıran, Erzurum – Tekman, Kars – Digor- Dağpınar belediyesi başkanına mazbata verilmedi.

31 Mart yerel seçim sayım sonuçlarına HDP’nin yaptığı tek itiraz kabul edilmezken AKP’nin, Kürt illerinde yaptığı tüm itirazlar kabul edildi.

Muş, Bitlis ve Şirnak gibi birçok yerde şaibeli seçim sonuçlarını Kürt seçmenin iradesine müdahale edilen birçok seçim bölgesi oldu.

Cumhurbaşkanı sık sık “bizim Kürtlerle bir sorunumuz yok, bizim sorunumuz terörle” açıklaması yapıyor. Kürt siyasal hareketi söz konusu olduğunda ülkenin Kürt illerini Kayyım cumhuriyetine dönüştürmüş olmak bu sözleri anlamsız kılıyor. Yeni rejimde, Kürtlerin Ankara ile ciddi sorunlarının olduğunu gösteriyor.

İçişleri Bakanına ve Cumhurbaşkanına belediye başkanı, belediye meclis üyesi hatta muhtar beğendirmek mümkün olamıyor. Bunu yeteri kadar ciddi bir sorun olarak görmemek siyasal körlük, Kürt seçmenin iradesine müdahale ve yok sayma değilse nedir?

Bütün bunlar yokmuş gibi yaparak, açık veya örtük destek vererek, demokrasi cephesinin veya alternatif bir siyasal gücün gelişme, belirme şansı olmadığını iktidar karşıtlarının görmemesi ciddi handikap.

Sırrı Sakın gibi deneyimli siyasetçinin, belediye başkanlıklarının, Selahattin Demirtaş’ın avukatı Mahsuni Karaman gibi birçok Kürt’ün TBMM’de çekilmesinden söz etmemeleri, sert bir dönemde, kayyım cumhuriyetinin ülkeyi böldüğünün işareti. Bununun farkında olmamak iktidar bloğuyla paralel yürümektir.

/Bir Yol/