EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ GÜNDEM

Hasan Hayri Ateş : İstanbul Seçimi: Aslolan Hakikattir

Tekrarlanan İstanbul seçiminde, iktidar blokunun yaşadığı ağır yenilgi, yeni gelişmelere kapı aralaması bakımından önemlidir.

Fakat biliyoruz ki, bu AKP’nin ilk yenilgisi değildir.

Erdoğan/AKP rejimi, iktidarı süresince, ilk yenilgisini HDP’nin barajı aşmasıyla, 7 Haziran 2015 Seçimlerinde yaşadı.

AKP’nin, karşı karşıya kaldığı yenilgiden kurtulmak için, 7 Haziran’dan sonra saptığı rota ve kurduğu ilişkiler, bu güne gelinen süreci hızlandırdı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi‘ diye geçiş yapılan yeni rejim, 7 Hazian’da ortaya çıkan iradeyi, geniş bir mutabakatla siyasi denklemin dışına itmeyi amaçlıyordu. Parlamenter sistemden ve CHP-MHP’nin öteden beri dillerinden düşürmedikleri ‚cumhuriyetin kırmızı çizgilerinden‘ bu nedenlerle vazgeçildi.

Dokunulmazlıkların kaldırılması, belediyelere el konulması, HDP Eşbaşkanları, milletvekilleri ve Belediye Eşbaşkanları‘nın tutuklanması, bu mutabakatın ürünüdür.

Fakat, bir kez daha görüldü ki, sistemin kâbusu haline gelen Kürt sorunu adil ve demokratik temelde bir çözüme kavuşturulmadan, ondan kurtulmak mümkün değildir.

Son kırk yılın hakikati şu ki, Kürt sorununda çözümsüzlükte ısrar eden her anlayış, çözülmeye mahkûmdur.

Bu son seçimlerde de HDP’nin, „AKP’ye kaybettirme“ üzerine kurduğu stratejisi, hedefine ulaştı.

R. Tayip Erdoğan 2023’te 37. Osmanlı Sultanı olmayı düşlerken, tekrarlanan İstanbul seçimiyle birlikte, Kürt kayasına en feci şekilde toslayarak, kaçınılmaz mukadderatla yüz yüze gelmiş oldu.

İstanbul seçimi AKP’nin geri döndürülemez düşüşünü hızlandırarak, sistem içi siyaset alanında önemli kırılmaların, çöküş, değişim ve yeniden şekillenişlerin önünü açmış oldu. Nitekim Ali Babacan’ın AKP’den istifası ve yeni parti çalışmalarının deklere edilmesi, bu gelişmelerin ürünüdür.

Önümüzdeki günlerde, CHP’yi de içine alacak farklı gelişmelerin yaşanması yüksek bir olasılıktır.

Ortaya çıkan tablo önemlidir, ancak Türkiye’nin yapısal krizine ve Kürt sorununa çözüm üretecek bir siyasi iradeyi ortaya çıkarmaktan uzaktır.

İster Ekrem İmamoğlu, ister Babacan-Gül, isterse ortaya çıkacak düzen içi başka figürler açısından bakılsın, realite budur.

Ekrem İmamoğlu, seçim kampanyasını „Her şey çok güzel olacak!“ soluganıyla yürüterek, toplumun çok geniş kesimlerinden büyük bir destek aldı.

Her şeyin nasıl güzel olacağı söylemi, şimdilik bir temenni.

Erdoğan/AKP rejimi çarkları döndüremez noktaya gelerek, son sınırına dayandı. Ancak karşı cephe olarak organize olan CHP/İyi Parti ittifakı da, sorunlara çözüm üretme iradesine sahip değildir.

Türkieye’nin ağırlaşan demokrasi ve özgürlükler sorununa çözüm üretmek ve çarkları işler hale getirmek için elzem olan, siyaset zihniyetinin geleneksel kodları kırmasıdır.

Dogmatikleşip taşlaşarak, statikonun devamında ısrar eden bir anlayışın, sorunları çözmesi mümkün değildir.

Diğer yandan, „Her şey çok güzel olacak!“ söylemi, tınısı kulağa hoş gelen bir temenniden ibaret olsa da, uygun bir dil ve uslupla beslenerek toplumda bir kanaat oluşturdu.

Ortak hissiyat etrafında farklı çevreleri birleştirerek, harekete geçiren kanaatler, kimi zaman toplumun çimentosu işlevini görebilir.

Çok yönlü sıkışma dönemlerinde hiç bir şeye kanaat getirlmediğinde, kasvetli bir umutsuzluk ve karamsarlık başgösterir. Baskıcı ve faşizan uygulamalar büyük oranda bu iklimden beslenir, tek seçenek haline gelir.

Evet, kanaatler önemlidir.

Ne var ki kanaatler ilk anda bir hakikati; yani bir yanılışı ya da doğruyu yansıtmaz. Kanaatler oluştuğu anda, doğru ile yanlışın dışındadır. Onların doğrulanmasını ya da yanlışlanmasını, yaşanacak süreçler belirler.

Dolayısyla, aslolan hakikattir.

Bir hakikatten kaynaklanan şey, gerçekleşmiş, olup bitmiş olayların sonucu ve somut koşulların ürünüdür.

Hakikatte, başımıza gelenler, karşılaştıklarımız ve yaşadıklarımız yoluyla ulaşabileceğimiz için, deneyimler yol göstericidir. Deneyimlediğimiz her süreç, bir tercihle karşı karşıya kaldığımızda, yolumuzu aydınlatacak bir ışıktır aslında.

„Her şey çok güzel olacak!“ söylemi, İstanbul seçiminde hedefine ulaşmış olsada, yeni bir güne ve Türkiye’ye uyandığımızın müjdesi değildir.

Deneyimlediğimiz süreçlerin ortaya çıkarttığı hakikat, böyle olmayacağını gösteriyor.

AKP, 2002 seöimlerinde statükoya açık tutum alan çıkışıyla, toplumun büyük ilgisiyle karşılandı. Yenilikçi ve değişimci bir profil çizdi. Fakat, söyledikleriyle yaptıkları hiç bir zaman örtüşmeyince, hazin sondan kurtulamadı.

Evet, deneyimler önemlidir ve aslolan hakikattir.

Düzen içi güçlerin iktidar kapışmasından, demokratik ve özgürlükçü bir gelişme ortaya çıkmaz. Böyle bir beklenti, yeni hayal kırıklıkları ve zaman kaybı olacaktır. Bu anlamda DP ve AKP deneyimleri önemlidir.

Çözüm üçüncü yolun gelişmesinde ve toplumda güçlü bir karşılık üretmesindedir. Bu anlamda HDP’nin konumu ve ulaşacağı temsiliyet düzeyi önümüzdeki dönem açısından çok daha önemli hale gelmiştir.

/Nupel/

Benzer Haberler

Irak Başbakanı Abdülmehdi, Ruhani ile görüştü

Yayını durdurulan Cem TV’den açıklama

nupel haber

Siyasi tutuklu Ayten Beçet tecridi protesto için yaşamına son verdi

nupel haber

Evrensel 25 yaşında

nupel haber

İran, İngiliz sanatçı Joss Stone’u sınır dışı etti

nupel haber

Kürt seçmen örgütlü ve bilinçlidir AKP’ye oy vermez

nupel haber