Kemal Okutan: İran abartıldığı kadar güçlü değil

Bir önceki yazımda ABD tarafından Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin İran için muhalefeti susturma aracına dönüşeceğini bir süre milliyetçiliği ve ABD düşmanlığını pompalayarak muhalefetin demokratik taleplerini öteleyeceğini yazmıştım.

Ancak Süleymani’n intikamını almak için saldırdığı ABD üslerinde ciddi bir tahribat yaratamaması ve hiçbir can kaybının olmaması ve ayrıca ‘insani bir hata sonucu’ Ukrayna’ya ait yolcu uçağının vurulması durumu tam tersine çevirdi.

İran’da iç çelişkiler yoğunlaşacak muhalefet tekrar ayağa kalkacaktır gibi görünüyor. İran yolcu uçağını düşürerek kendi ayağına sıkmış durumda.

Esasen ABD’nin Kasım Süleymani’nin öldürülmesi sonrasında İran’ın ABD kurumlarına yönelik füze saldırıları sırasında Ukrayna Hava Yolları’na ait sivil uçağını düşürmesi savaşların nasıl trajedilere yol açacağını göstermesi bakımından çarpıcı ve çarpıcı olduğu kadar öğretici bir örnektir.

Dünyanın geldiği bu noktada akıl almaz teknolojilerin düzeyi insanın nasıl bir tehditle karşı karşıya geldiğini göstermesi bakımından da incelenmesi değer bir örnektir.

İran gibi çağdışı, baskıcı, otoriter rejimlerin insani felaketlere yol açacak teknolojileri kullanması halinde insanlığın ağır bedeller ödeyeceği gerçeği Ukrayna uçağının vurulmasıyla açığa çıkmıştır…

Nükleer silahlara göre daha hafif silahlarla bu bedelin ödeten İran benzer ülkelerin Uranyum zenginleştirecek elde edeceği silahları doğru ya da yanlış kullanarak nasıl yıkımlara sebep olacağını tahmin etmek için kahin olmaya gerek yoktur.

Kuşkusuz İnsanlık bu durumu tartacak ve bazı sonuçlara ulaşacaktır. insanlık diyorum çünkü nükleer silahlar, sağcı solcu, ilerici gerici, İran ya da ABD demeden tüm insanlığa zarar vermektedir.

Mevcut durumu değerlendirmeye devam edelim:

Ukrayna’ya ait bir yolcu uçağının İran tarafından düşürülmesi bazı çevrelerin pompaladığı gibi İran’ın ABD’nin savaş teknolojisi ve bunları kullanma bilgisi karşısında ciddiye alınacak bir güç olmadığını gösterdi.

Yıllardır İran için şöyle güçlüdür şöyle köklüdür biçiminde hava pompalanır. Diktatörlüğü sivil ve masum insanları öldürme dışında hiçbir gücü olmayan Saddam’ı bile yenemeyen İran, teknoloji imparatorluğu ABD nasıl diz çöktürecektiki?

İran’ın gücünü abartanların sözde sağı solu anti-emperyalist olduğu gerçeği gün gibi ortadadır. Ağır teknolojik silahların bu cahil ırkçı ülkelerin ele geçmesi geçmesini bırakalım bilinçli öldürme hırslarını acemi teknik donanımlardan uzak olduklarını  istemeyerek de olsa insanın başına büyük belalar açabilirler.

İran ve demokrasi düşmanı devletlere bu teknolojileri satanlar ve arkasındaki arkasındakiler yaşanacak insanlık trajedilerin orta olacaklardır.

Bu tür despotik rejimlerde eğitim zayıf ırkçı ve şovendir. Kadro ve elemanlar rejim muhaliflerine ve demokrasi güçlerine düşman muamelesi görecek biçimde eğitilirler bu durum vahameti daha da arttırmaktadır.

ABD’nin İran hava sahasında bir uçağın kimin tarafından  düşürüldüğünü tespit etmeside gerçekten düşündürücüdür. Nasıl bir teknolojiye sahip ki İran’da sivil uçağı düşürdüğünü anında tespit edebildi.

Dünya çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya demektir yani sadece İran’da benzeri ülkelerin güçlü silahlara sahip olması değil ABD Rusya ve güçlü ülkeleri ulaştı teknolojik silah düzeyi de çok tehlikeli bir durumu ifade ediyor.

Peki büyük küçük demeden tüm ülkeleri ve dünyayı mahvedecek bu duruma karşı karşıya olduğumuza göre ne yapmamız lazım.

Dünya demokrasi güçleri barış savunucuları artık teorik Savaş karşıtlığını aşarak bir Barış programı çıkarmak için çaba harcamalıdır. Bunun başarılı olup olmayacağını zaman gösterecek.

Bekleyerek değil, çalışarak görmeliyiz…