GÜNDEM KADIN

Lübnan: Kadınların sorunlarını tiyatrocular canlandırdı

Lübnanlı kadınlar sorunlarını anlattı, tiyatrocular canlandırdı. Beyrut’ta faaliyet gösteren Laban adlı tiyatro grubu kadın sorunlarına yönelik çalışan sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yaparak sahneyi kadın sorunlarına bıraktı.

Lübnanlı ünlü şarkıcı Julia Boutros’un ‘özgürlük benim nefesim’ adlı şarkısıyla gösteriye başlayan oyunculardan biri tiyatro sevgisine çevresinden gelen olumsuz tepkileri anlattı. Sorununu anlatan oyuncunun da içinde bulunduğu 4 tiyatrocu oyuncu veya tiyatrocu olmak isteyen kadınlara yönelik toplumsal algıyı canlandırdı.

Lübnan’da kadınlar birçok bölge ülkesine kıyasla daha özgür olsalar da kadınların meslek seçimi gibi konularda toplumsal kalıpları kırmak hala çok zor. Kadının toplumdaki yeri hala ‘kadına uygun meslekler’, ‘kadına yakışan şekilde bir hayat’ gibi yaklaşımlara göre şekillenebiliyor.

Kendisi de oyuncu olan bir sunucu sahneye çıkarak izleyici kadınlardan hikayelerini paylaşmalarını istedi.

İlk hikaye 16 yaşında evlendirilen bir kadından geldi. Suriyeli olduğunu, 16 yaşında evlendirildiğini anlatan kadın “itiraz etmedin mi?” sorusuna “hayır dedim ama ben de küçüktüm” yanıtını verdi.

Küçük yaşta evlendirilen kadının hikayesini canlandıran oyuncular “Bütün Arap dünyasında bu böyle, herkes böyle yapıyor” söylemlerini vurgulayarak genç yaşta evliliklerin yaygınlığına dikkat çekti.

Lübnan’da kırsal bölgelerde hala devam eden çocuk yaşta evlilik sorunu Suriye’deki ayaklanmanın ardından 1 milyondan fazla göçmenin ülkeye akın etmesi ile daha da derinleşti. 15-16 yaşlarında evliliğin normal sayıldığı bazı bölgelerde kız çocukları ilköğrenim dışında okula devam edemiyor. Suriye’de ve Lübnan’da küçük yaşta evliliği suç sayan yasalar var ancak şikayete bağlı olarak işlem yapılabiliyor. Her iki ülkede toplumun genel kabulleri ve Lübnan’da evlilik gibi konuların hukuk değil her din ve mezhebin mahkemelerin ilgi alanına giriyor olması sorunun çözümünü zorlaştırıyor.

Lübnan dahil bölge ülkelerinde kadınlar öğrenim hakkının ellerinden alınması, erken yaşta evliliğe zorlama, çalışmasına engel olunması veya meslek seçimine müdahale, aile içi şiddet, iş yerlerinde taciz ve erkeklerden daha az maaş alma gibi birçok sorunla yüz yüze.

Ancak tiyatro etkinliğinde konuşan Almanyalı Christine’in hikayesi ülkeye göre değişiklik göstermekle birlikte bütün dünyada kadınların benzer zorluklar yaşadıklarını ortaya koydu. Bir Lübnanlı ile evlenmek istediği için ailesinden tepki gördüğünü anlatan Christine, “erkek kardeşim istediğini yapmakta özgürdü” dedi.

Hikayesini paylaşmak isteyen bir başka genç kadın ise, bir sivil toplum kuruluşunda çalıştığı dönemde toplumdan gelen olumsuz tepkileri anlattı. Çalışma arkadaşları arasında erkeklerin de olduğunu ve çevresindekilerin bu durumu ailesine dedikodularla karışık aktardığını belirten kadın toplumsal baskıya dikkat çekti.

“Erkek olsaydım sorun olmayacaktı” diyen genç kadın, toplumun her iki cinsiyete bakışının farklı olduğunu kendi hikayesi üzerinden aktardı.

Oyuncuların “bir şey yapsan da yapmasan da insanlar hep konuşur”, “senin kızını görmüşler, erkeklerle görmüşler”, “ama ben güçlüyüm, kadınım ve güçlüyüm” sözleri ile canlandırdığı hikaye Lübnan dahil bölge ülkelerindeki birçok kadının günlük hayatında bile sıkça karşılaştığı durumlardan biri.

Bölge ülkelerinde yaşanan ayaklanma dönemi kadınların birçok yeni sorunla karşı karşıya kalmasına da sebep oldu.

Etkinliğe katılan Suriyeli bir kadın Suriye’de ayaklanma döneminde ‘zorluklara karşı tek başına, kadın olarak savaşmayı bilmediklerini fark ettiklerini’ söyledi.

Öğrenim görmemiş, ekonomik bağımsızlığı olmayan ve hayatları boyunca baba-eş-oğul tarafından gölgelenen kadınlar kriz zamanında çocuklarını ve kendilerini korumakta zorluk yaşayabiliyor. Özellikle ailedeki erkeklerin hayatlarını kaybetmeleri halinde çalışmak gibi yeni bir hayata geçmek zorunda kalabiliyorlar. Ancak eğitimsizlik dahil birçok yetersizlik kadınların karşı karşıya kaldıkları yeni hayatlarını daha da zorlaştırabiliyor.

Yine göçmen ailelerde kadınlar da aynı şartları, kayıpları yaşadıkları halde erkeklerin öfkelerini kadınlara yönelttikleri, aile içi şiddetin arttığı, göçmen kadınların toplumsal hayata karışmalarının engellendiği ve bu nedenle göç edilen ülkenin dil ve kültürünü öğrenemediklerine dair çok sayıda vaka olduğu biliniyor.

Lübnan dahil bölge ülkelerinde kadınların aşması gereken toplumsal baskı, hukuki engellemeler, iş dünyasındaki ön yargılar gibi sorunların çözülmesi için çok sayıda sivil toplum kuruluşu aktif olarak çalışıyor.

Laban adlı tiyatro grubu gibi oluşumların yanı sıra sivil toplum kuruluşları göçmen kadınların da gündeme taşınması için çaba gösteriyor.

/VOA/

Benzer Haberler

İstanbul seçimi için son anket: Fark yüzde 5

nupel haber

Van: 9 ceset bulundu; donarak ölmüşler

nupel haber

İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne polis saldırdı

nupel haber

Avrupa’da aşırı sıcak alarmı

nupel haber

Deutsche Bank Venezüella’nın 20 ton altınına el koydu

nupel haber

İran Dışişleri Bakanı’ndan Trump’a sert cevap

nupel haber