EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ GÜNDEM

Müslüm Yücel : Öğretmenim intihar ediyor

Bizi besleyen ve büyüten tek bir şey vardır ve bu, bilgidir; bilgi kimi zaman varlıktan önce gelir ve varlık, buna göre ancak bilgi ile tanımlanmıştır. Bilginin gücü Bacon’un ifade ettiği gibi “kuvvet” değildir. Kuvvet, felsefi bir argüman olmanın ötesinde belki ilk kez Newton tarafından, hareket üzerinden tanımlanmıştır: “F= m x a.” Burada m cismin kütlesi, F cisme etki eden kuvvet, a ise cismin ivmesidir (m/s2).

Buna göre kuvvet, duran bir cismi hareket ettiren, hareket eden bir cismi durduran ve cisimlere hız veren, şekil değiştiren etkidir. Ancak kuvvet ve güç, aynı şeyler değillerdir. Güç, fizikle ilgili olan bir durumdur ve burada, iş ve zaman gücün en önemli bileşenleridir. Toplum ve toplumların bilgisi ise ne güç, ne de kuvvet babında ele alınabilir. Çünkü bilgi, cisim değildir ve bunun için ne kuvvet, ne de güç formülü söz konusu edilebilir. Bilgiyle cisimler oluşturulabilir, bilgiyle kuvvet oluşabilir ve bilgiyle güç sahnelenebilir.

Ama bilgi üzerinden ne kadar somut veriler sunarsak sunalım, bilginin kaynağı olan erdem (ister ruh, ister Tanrı, isterse beden diyelim) sapasağlam yerinde durur. Kuvvet ve güçle, cisimler üzerinden istediğimiz her şeyi yapabiliriz; bu ikisi bize sonsuz bir iman da telkin edebilirler. Ama sahici olan bilgi nesneleşmez, dahası paylaşılır ve paylaştıkça artan bir hazineye dönüşür. Bu hazine Seneca için tabiattır ama buna bir ancak ekler Senaca, çünkü tabiat bize bilginin tohumlarını vermiştir, bilginin kendisini bize bırakmıştır. Tohumu ekip ürün almak ise insanın elindedir. Bu elde olana kudret demek yanlış olmaz ve bugün için bu kudret öğretmenlerin elindedir.

Biz, bilgisizlikten kurtulmak isteriz ve çocuklarımızın da asla cahil büyümesini istemiyiz. Bunu açıkça dile getiririz ve devletleri bu yüzden kurarız; iki şey isteriz devletten, bilgi ve mutluluk… Biliriz, öğreniriz ve bilip öğrendikçe, bilgi hakkında kuşkuya düşeriz, daha çok bilgi ediniriz, derinleşiriz… Bazen, bildikçe huzursuzluğumuz da artar, derinlik, toprak gibi bizi çeker… Bilginin ilk kaynağı öğretmenlerdir. İyi iktidarlarda öğretmen, bilginin kaynağıdır… Kötü iktidarlarda ise öğretmen, polisin tersi, devletin gülen yüzüdür… Ne kadar gülerse gülsün, tek derdi vardır, iktidarı temsil etmektir.

Öğretmenler zor yaşayan kimselerdir. Eğitim süreçleri diğer bilim dallarında olduğu gibi aşağı yukarı aynıdır. Diğer meslek dallarının çoğundan öğretmeni ayıran herkesin onların tedrisatından geçmiş olmalarıdır. Çok iyi doktorlara “sayın profesör” denilmez, “hocam” denilir. Hocam, hoca gibi sıfatların artık çok fazla içi boşaltılmıştır ama yine de hoca demek, saygı ve bilgiyi içerir. Ancak bugün, bilgi ve bilge sözcüklerini büyük gururla kullandığımız öğretmenlerimiz ölümün sınırındadır ve her gün gazeteler onların intihar haberleriyle dolup taşmaktadır.

Ölüm sınırı yalnızca ekonomik olarak geçinememek değildir; ölüm sınırı, intihar eden arkadaşlarının yanında duran hayat sınırında bir ikramiye boyu kadar yalnız kalmaktır. Dile kolay bir öğretmen intihar ediyor ve bıraktığı notta, “kedi ve köpeklerime bakın” diyor. Eskiden derlerdi, bizi hayvandan ayrı kılan ve bizi hayvandan üstün tutan ilimdir ve bir ilim adamı ölmeden önce hayvanlarını bize emanet ediyor… Zarif bir çelişki, acımasız bir bilinç ama bu bilinci, kendi ruhuna yükselten kimse de yok.

Geçtiğimiz günlerde CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl’ün işsizlik ve intihar bağlamında yaptığı analiz tek kelimeyle can yakıcıydı. Bingöl 6 yıl içinde işe bağlı nedenlerden dolayı intihar eden kişi sayısının 351 olduğunu söylüyordu. İşsizlik, evet büyüktü. İş vardı ama iş her zaman bana yakın olana verildiği için siyasilerin de belki de yapabilecekleri hiç bir şey yoktu. Hükümet, devlet dairelerine; partiler, belediyelere kendi elamanlarını yerleştirme konusunda mahirdirler zaten. Üstelik bu mahirlikte ölçü bilmek değildir, işime yaradığı kadarıyladır. Milletvekili danışmanları ve onlara bağlı kimseler de bir yakındırlar hep, bir işsiz değillerdir ve vekiller, işsiz kimselere iş vaat ederler. İş isteyince de hala öğreniyor derler, ne zaman bilecekler deyip alay ederler.

Öğretmenler ise iş ve işsizlik babında sağlam bir yere sahiptirler. Çünkü en iyi ne istediklerini onlar bilirler ve bilmedikleri bir şeyi asla istemezler… En iyi bildikleri borçlarıdır; bilirler, budünyada borçlar bilgiyle silinmezler. Paranın değerini ise bir zamanlar kopya verdikleri yakın bir arkadaştan ya da eşinin bir yakınından öğrenirler… İntiharı da son iki yılda, sayısı 100’ün üzerinde olan öğretmenden öğrendik bizde…

/Nupel/

Benzer Haberler

HDP: Em bedengiya desthilata AKP’ê şermezar dikin

nupel haber

İsrail Gazze’ye hava saldırısı düzenledi

nupel haber

TTB Davası: 11 hekime ceza verildi

nupel haber

Gözler YSK’da; İstanbul kararı bekleniyor

nupel haber

Newroz kutlamaları çoşkuyla devam ediyor

nupel haber

Amerika: Biden Adaylık Kararını Açıklıyor

nupel haber