Nurettin Demirtaş : İstanbul’da Kürt oyları çantada keklik değil!

31 Mart yerel seçimlerinde HDP stratejisi sayesinde CHP İstanbul’u kazandı. AKP hazmetmedi ve YSK’ya seçimi yeniletme kararını aldırdı. CHP İstanbul’u tekrar kazanabilir, fakat Kürtlerin desteği olmadan asla!

Bu yeni durum karşısında HDP’nin önceki stratejisini koşulsuz sürdürmesi CHP’nin işine gelir, fakat CHP’nin seçimden sonraki tutumu özellikle de tecrit, açlık grevleri, Kürt sorunu karşısındaki sessizliği birçok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Hatta bu seçimde HDP’nin kazandığı birçok belediyenin havadan-sudan bahanelerle AKP tarafından gasp edilmesine bile CHP yönetimi sessiz kaldı. Bunlar görmezden gelinebilir mi?

AKP-MHP ne kadar milliyetçi ve şiddet doğuran bir dille konuştuysa CHP sözcüleri de benzer tonda cevaplar vererek milliyetçilik yarışına girdi. Ortada tarihi bir sorun varken ve üstelik her gün her iki taraftan da can yakıyorken sadece bir kentin idaresini tartışıp konuşmak fazlasıyla basit ve sorumsuzca bir yaklaşım olmaktadır. CHP yönetimi Kürt analarının yerlerde sürüklenmesi karşısında bile tavırsız kalmıştır. Habur sürecini, İmralı görüşmelerini negatif bir yaklaşımla AKP’ye karşı kullanmaya kalkmıştır. Bu durumda HDP’nin en geniş tabanını oluşturan Kürt halkı CHP’ye İstanbul yarışında destek vermezse kim Kürt halkını suçlayabilir ki? Ekrem İmamoğlu belki daha tutarlı davranmıştır. Kürt halkı İstanbul seçiminde Sayın İmamoğlu’na olan desteğini sonuna dek sürdürebilir. Fakat CHP bilmelidir ki Kürt sorununun çözümüne kim yanaşırsa halk ona destek verir. Doğruya doğru!

Ortada AKP’nin çözüme yanaştığına dair bir emare bulunmuyor. Fakat ya politika değiştirir, çözüme yanaşırsa? Demokratikleşme için bir adım atarsa? CHP o zaman da “demokrasi ve çözüm” yarışına mı girecek? Tutarlı davranmak bu mudur? Neden şimdi bunu yapmıyor CHP? Ne de olsa AKP demokrasiye yanaşmaz diye düşünüyor olabilirler. Fakat AKP içinde 2015’ten beri yürütülen savaş politikalarının yanlış olduğunu, sonuç getirmediğini düşünenler giderek artıyor. Bunun için bunca mücadele var.

Neticede AKP şerit değiştirirse Kürt halkı buna pozitif yanıt verebilir.

Şimdi bu durumda CHP yönetiminin politikalarını gözden geçirmesi gerekmiyor mu? Açıkça bilinmesinde yarar vardır: Tecridin kaldırılmasına, Kürt sorununun demokratik çözümüne dair tek kelime etmeyen bir CHP’yi Kürt halkı desteklemeyebilir. Fakat AKP tecride son verip demokratik çözüm için adım atarsa ibrenin yönü değişebilir.

CHP Kürt oylarını çantada keklik görmemelidir. AKP ile çözüm olur mu olmaz mı tartışması ayrı bir konu, burada ifade etmeye çalıştığımız bu misyonu CHP’nin yüklenmesi gerektiğidir. Fakat CHP bu sorumluluk altına girmediği halde Kürt halkından destek bekleyemez.

AKP ise bu durumu sadece İstanbul’u kazanmak adına bir fırsat olarak değerlendirmek yerine Kürt sorununun demokratik çözümü için tarihi bir fırsat olarak görür ve bu temelde tecride son verip çözüm kanallarını açarsa Kürt halkı neden tutumunu değiştirmesin ki?

Çözüm için en ağır bedelleri ödemekten kaçınmayan ve bunun için mücadelesini sürdüren bir halk karşısında herkes saygılı ve samimi olmayı bilmelidir. Sadece oylarına göz diken bir anlayış bu halkın öfkesini büyütmekten başka sonuç doğurmaz.

Kürt halkı 20 yıldır İmralı hapishanesinde tecrit altında tutulan Başkan Öcalan’ın sağlığından endişeli olduğu gibi özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşması için tarihin en büyük, en kitlesel açlık grevini başlatmışken hiçbir parti bu durumu görmezden gelerek siyaset yapamaz. Zindanlarda ve dışarıda 6 aydır sürdürülen bu kararlı tutum karşısında kim adım atar ve çözüme hizmet ederse onu desteklemek en ahlaki tutumdur. Fakat ortaya böyle bir çözüm iradesi çıkmadığı takdirde halkın tutumu elbette kendi mücadelesini sonuç alıncaya dek büyütmek şeklinde olacaktır. Kürt halkı sadece İstanbul’un değil tüm ülkenin ve tüm halklarımızın ortak kaderiyle ilgileniyor.

Bu tartışma halkı beklentiye sokmak için değildir, siyasi bir realitenin dile gelişidir. Kaldı ki halkımız kimseden medet ummadan mücadelesini her türlü bedeli göze alarak yürütüyor.

İstanbul seçimine gelince: HDP koşulsuz destek konumunu gözden geçirebilir, halkımızın tercihini tartışmak için 23 Haziran’a dek yeterince zamanı vardır fakat çözümden yana olmayan tutumlara karşı zerrece tahammülü yoktur.

/ozgurpolitika/