Nurten Ertuğrul : Demokrasinin kültürel kodları; hukuk

Bizim ülkemizde demokrasi nedir?

Demokrasi sözlük anlamı olarak siyasal denetimin doğrudan ya da seçtiği temsilcileri aracılığıyla vatandaşlara ait olduğu; etnik, dini, kültürel kökeni, cinsiyeti, siyasal tercihi, ekonomik durumu ne olursa olsun bütün vatandaşların devlet karşısında eşit hakka sahip olduğu yönetim biçimidir.

Siyasal bir mesele olmasının yanında kültürel gerçekliğe yaslanma ihtiyacı hisseden demokrasi; sonuçtan evvel başlangıç parametreleri, yarıştan ziyade uzlaşı paradigması, iktidardan ziyade muhalefet ehemmiyeti gibi alt başlıklar halinde ele alınmalıdır.

Yani bir demokrasi sınavının neticesinden önce o demokrasi sınavına giden sürecin hangi parametreler ile sağlandığı, kazanan veya kaybeden değil de herkesin ortaklaştığı bir konsensüsün tesisi, iktidarı ele geçirenin muhalefeti görmediği durumun aksine, muhalefetin seçim sonrası iktidardan daha ehemmiyetli bir konuma sahip olduğu katılımcı bir hakikatin adı olmalıdır demokrasi.

Oysa bu ülkede en çok oyu alanın yıllardır ‘istediğimi yaparım’ mantığı sistemi çözülmez düğümler yumağı haline getirdi.

Zira yıllardır ‘bizden sonra tufan’ siyasetini hakim kılarak toplumu bir korku sarmalına sokan ve gelinen noktada totaliter bir yapıya dönüşen, demokrasiyi de sadece seçimde daha çok oy alma olarak algılayan bir yapı ile karşı karşıyayız.

Peki demokrasi sadece bu sayısal farkın ortaya çıkmasını sağlayan sistemin adı mıdır?

Yani sözgelimi %52 oy alan bir partinin çıkan sonuca bağlı olarak istediğini yapabilme sistemi midir demokrasi?

Geriye kalan %48’lik kesimin hakkını teminat altına almak nasıl mümkün olabilir?

Sadece sayısal farka bağlı olarak ortaya çıkan haksız durumu yani muktedir olanın muhalefeti hesaba katmadan istediğini yapmasına engel olacak mekanizmanın tesisi için kanunlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Malum son günlerde Trabzon’da Kürdistan Federe Bölgesi’nden gelen bir gurup turistin linç edilmesi konuşuluyor.

İktidarın empati kültüründen uzaklaşmış ve meseleyi sadece seçimden daha çok oy almak üzere inşa ettiği dili toplumda bu tür infiallere sebebiyet veriyor. Oysa demokrasi çok kültürlü ve ötekisine müsamaha gösterdiğin sistemin adıydı.

Demokrasiden uzak bir noktadaki iktidardan etkilenen bir toplumun yaptığı yanlış bir fiilin düzeltilmesini devletin hukuku sağlamalıydı.

Oysa hukukçular daha vahim bir karar ile turistleri önce gözaltına aldılar daha sonra bunları sınır dışı ettiler. Yani hem demokrasi hem de demokrasinin otokontrol mekanizması olan hukuk ayaklar altına alınmış oldu?

Yine suruçta katledilen 33 gencin ölüm yıl dönümlerinde yapılan anmalara polis müdahalesi oldu. Bu anmaya katılan muhalefet milletvekilleri bile polisin şiddet dolu müdahalesinden nasiplerini aldılar.

Evet hem demokrasi hem de demokrasinin otokontrol mekanizması olan hukuk ayaklar altına alındı yine.

Bu darboğazdan çıkmak için acilen bir reçeteye ihtiyaç duymaktayız.

Katılımcı demokrasiyi tesis edecek, hukuku bağlayıcı ve egemen kılacak, sivil siyasetin önünü açaacak yeni bir yol ve yönteme ihtiyaç duymaktayız.

Daha fazla toplumsal travmalar yaşamadan bu sürecin bir an önce başlaması konusunda herkes sorumluluğunun farkına varıp buna göre bir elini taşın altına koymak zorunda.

Yarın çok geç olabilir…

 

/Nupel/