Seyit Rıza ve arkadaşları Dersim’de anıldı

Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, 15 Kasım 1938’de idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşlarını andı.

Seyit Rıza Meydanı’nda yapılan anmaya siyasi parti ve kurum temsilcileri, sivil toplum örgütleri, Alevi dernekleri, pir ve analar, Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, yerlerine kayyum atanan Akpazar Belediye eşbaşkanları Orhan Çelebi ve Songül Doğan, HDP Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları ve çok sayıda yurttaş katıldı.

Anma Baba Mansur Ocağı pirlerinden Nesimi Genlik’in verdiği gülbeng ile başladı.  Seyit Rıza ve yol arkadaşları, yine Dersim Katliamı’nda yaşamını yitirenler için dar duruşunda bulunuldu.

‘KANAYAN BİR YARA’

Açıklamayı okuyan Dersim Dernekler Federasyonu Temsilcisi Kenan Yiğit, 1937-38 Dersim Soykırımı’nda Dersim toplumunun ileri gelenlerinin 1935’de TBMM’de çıkarılan Tunceli Kanunu ile tutuklandığını, ardından yapılan sözde yargılamadan sonra Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildiğini anımsattı. Yiğit,  Dersim katliamının toplum belleğinde en ağır yerini alarak, yüreklerinde tesellisi olmayan ve kabul edilemez bir yara olarak bugün de kanamaya devam ettiğini söyledi.

‘SOYKIRIM UYGULANMIŞTIR’

Yiğit, Dersim kimliğinin ve kültürünün temel taşıyıcısı konumundaki başta Seyit Rıza olmak üzere halk önderlerinin hileyle katledilmesinden sonra Dersim halkına karşı eşine az rastlanılır bir saldırganlıkla, tartışmasız bir soykırım uyguladığına vurgu yaparak, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Dersim’in yaşam kaynakları insanı ile birlikte ‘yerinde ve sonsuza kadar’ etkisiz kılınmak kaydıyla ateşe verilmiştir. Ele geçirilenler göçertilmiş ve topraklarına dönüşleri yine kanunla yasaklanmıştır. Çocuklar, bilhassa da kız çocukları ailelerinden kopartılarak başta subay olmak üzere çeşitli ailelere ataerkil, ganimetçi Türk geleneklerine uygun olarak ‘pay’ edilmişlerdir. Mağaralara sığınan kadın ve çocukların zehirli gazlarla katledilmesinin yanı sıra, köylerinden toplanan masum insanlar kurşuna dizilmiş, uçurumlardan atılmışlardır.”

‘ARŞİVLER AÇILSIN’

Yiğit, her yıl olduğu gibi bu yılda katliamın aydınlatılmasına dair talepleri şöyle sıraladı: “Arşivler Açılsın Dersim ismi iade edilsin! Dersim halkından özür dilensin! Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi açıklansın! Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın! Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın! Munzur’daki baraj projeleri iptal edilsin!”

‘HAK VE HAKİKAT YOLUNUN SÜRDÜRÜCÜLERİ OLACAĞIZ’

Ardından konuşan HDP Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları da Pir Seyit Rıza’nın mekanında, kendisini ve arkadaşlarını anarak, yürüdükleri hak ve hakikat yolunun sürdürücüleri olacakları sözünü yineledi. Farisoğulları, “82 yıl önce Seyit Rıza ve yoldaşları, on binlerce insanımız katledildi. Aynı politikaların yürürlükte olduğunu görüyoruz. Şunu herkes bilmeli ki; belediye binalarına atılan kayyımlar, gasp edilen binalardır. Halkımızın iradesini hiçbir güç kıramayacaktır. Halkımız demokratik mücadelesini, direnişini sürdürmüştür, sürdürecektir” dedi.

Anma, Seyit Rıza heykeline karanfillerin bırakılarak, çıraların yakılmasıyla sona erdi.

İZMİR

Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi ve İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği öncülüğünde Karşıyaka İskelesi’nde Seyit Rıza ve yoldaşlarını andı.  Anmada mumlar yakılarak niyaz ve lokmalar dağıtıldı. HDP, SMF, Partizan ve Alevi kurumlarının yanı sıra çok sayıda yurttaşın katıldığı anmada, “Devlet Dersim tertelesi ile yüzleşsin”, “Dersim onurdur, onuruna sahip çık”, “Tertele Dersim Xo Vîra Meke”, ve “Dersim, Roboski, unutulmaz hiçbiri” sloganları ile soykırıma dair tepkilerini dile getiren dernek üyeleri,  “Devletin Dersim katliamı arşivleri açılsın” dövizleri taşıdı. 

Kitle adına açıklamayı Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Eş Başkanı Nebahat Çelik okudu.

‘KATLİAM MEŞRULAŞTIRILMAK İSTENİYOR’

Dersim’de gerçekleştirilen vahşetin isyan ve eşkıyalık  yalanlarıyla meşrulaştırılmak istendiğini vurgulayan Çelik, “Bilindiği gibi 1937-38 yıllarında Dersim’e kapsamlı seferler gerçekleştirilmiştir. Makro düzeyde planlanarak gerçekleştirilen bu vahşet, İsyan vardı, eşkıyalık vardı yalanlarıyla meşrulaştırılmak istenmiş, bu yalanlar günümüze kadar aralıksız biçimde tekrarlanmış, propaganda edilmiştir. Hakikat ise tamamen farklıdır. Dersim, tarihsel-toplumsal bir gerçekliğin, Rıza Yolu olarak kavramlaştırılan Raa Haq-Alevi inancının-kültürünün yoğunlaştığı bir coğrafyanın adıdır. Evet, isyan vardı söylemi koca bir yalandı. Zira Dersim, kendi tarihsel mecrasında fiili bir özerkliği yaşamaktayken, 16. yüzyılda bilmedikleri, tanımadıkları bir güç olan Osmanlı üstlerine gelmiş, sonrasında ise Dersim yüzyılları kapsayan bir kuşatmaya maruz bırakılmış, halkımız derin bir yoksulluk, sefalet ve nice kıyıma maruz bırakılmıştır” şeklinde konuştu. 

‘CUMHURİYET’TEN PAYIMIZA KATLİAM KALDI’

Cumhuriyetin kurulması ile verilen mesajlar ve vaatlerin aksine Dersim’in payına katliamın düştüğünü belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa merkezli yeni bir tahakküm biçimi olan ulus devlet ve zehirli ideolojisi milliyetçilik bu topraklara İttihat ve Terakki Cemiyeti eliyle taşınmış, birinci paylaşım savaşı yıllarından başlayarak Anadolu’da tek tip iktidar alanına koşullu politikalar uygulamaya konulmuş, nice yıkımlara yol açılmıştır. Cumhuriyetin kuruluş sürecinde Dersimlilerle diyaloglar kurulmuş, bir şeylerin değiştiği mesajları verilmiş, kimi Dersimlileri gelenlerden destek sağlanmış, bu yeni süreçte hak ve özgürlüklerin herkesi kapsayacağı vaat edilmiştir. Fakat gayrimüslim halklardan sonra Müslüman Kürt kardeşe ve Alevilere de tahammül edilememiş, adına Tunceli denen ve makro düzeyde planlanan bir proje ile Dersim vurulmuştur.”

/MA/