Sinan Ok: İşsizlik daha ne kadar artabilir?

Veriler net bir şekilde krizin derinleşeceğini gösteriyor

Kriz içerisindeki Türkiye ekonomisinin YSK kararı sonrasında yeni bir kriz dalgasına girdiği, karardan sonra açıklanan veriler ve raporlarla da teyit ediliyor. İpotekli konut satışlarının bir önceki yılın aynı ayına göre %61,3 azalışı veya diğer konut satışlarındaki düşüşler inşaat sektöründeki daralmanın devam edeceğini gösteriyor.

İnşaat maliyetleri artmaya ve kriz etkisiyle verilen yapı ruhsatları düşmeye devam ediyor. Tüm teşvik “paketlerine” rağmen sanayi üretim endeksinin negatif eğilimini sürdürmesi işlerin düzelmediğini gösteriyor. Öte yandan fiyat artışlarının bir öncü göstergesi olan “yurt dışı üretici fiyat endeksindeki artış eğilimi de ekonomi de daha zor bir döneme girildiğini gösteriyor. Döviz ve Borsa’nın eğilimleri ise yüksek faiz oranlarına rağmen sermaye kaçışı ve dolarizasyonun sürdüğünü gösteriyor.

Tüm bu negatif eğilimlerin toplumsal olarak ortaya çıkardığı en temel sonuç ise Türkiye’nin daha önce görmediği çeşitlerde, yoğunlukta ve uzunlukta işsizlik türleri olacak gibi görünüyor. Türkiye’deki büyümenin 2019 yılı için negatif olacağı ve 2020’de negatif olmasa bile çok cılız olacağı artık genel kabul görüyor. En son açıklanan tüketici güven(sizlik) endeksindeki bir aylık gerilemenin yüzde 13’ü bulması ve işsizlik artışının beklentisinin de radikal denilebilecek düzeyde yükselmesi istihdam ve işsizlikte de “en kötü senaryonun” hala yaşanmadığını gösteriyor.

24 Haziran 2018 seçimlerinden sonra işsizlik artış beklentisi aşağıdaki grafikte gösterilmiştir. Grafik tüketici güven endeksinden uyarlanmıştır. Buna göre gelecek dönemde işsizlik artışı beklentisi her geçen dönemde artıyor.

Kaynak: TÜİK, Tüketici Güven Endeksi Mayıs 2019

Genç işsizliği 2 milyon bandına yükselecek

Söz konusu krizin hangi boyutlarda bir işsizlik ortaya çıkaracağı sorusu her zamankinden daha önemli bir hal almış durumdadır. Türkiye’de her yıl 15 yaşını aşan nüfusa istihdam alanı açılmasının en az 2 yıl mümkün olmadığı ortaya çıkmıştır. Çalışma çağına giren yaklaşık 800 bin kişi için yeni istihdam alanlarının oluşturulması ekonomik daralma nedeniyle en az 2 yıl mümkün görülmemektedir. Bu iki yıl içerisinde çalışma çağına giren ve işgücüne dahil olan yaklaşık 600 bin gencin daha genç işsizlere dahil olması ve genç işsiz sayısının şu anki 1,3 sayısından 2 milyon sayısına doğru yükselmesi mevcut veriler doğrultusunda büyük olasılıkla gerçekleşecektir. Bu durum geçen yıllarda İspanya ve Yunanistan’da yüzde 35’lerin üzerinde yaşanan genç işsizlik oranlarının bu dönemde önümüzde olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin en önemli sorunu kısa vadede uzun süreli genç işsizliği olacaktır ve bu işsizliği azaltmak yıllara yayılan etkili politikaları gerektirecektir.

Toplam şşsizlik 6 milyon bandını aşacak

TÜİK’in 15 Mayıs tarihinde açıkladığı işsiz sayısı Şubat Dönemi itibariyle 4 milyon 730 bin bandına yükselmiş durumdadır. Sadece bir yılda işini kaybeden kişi sayısı 1 milyon 376 bin kişi olarak verilere yansımıştır. Nüfus artışı 686 bin kişi iken işsiz sayısının bu miktarda artması istihdamdaki azalışın boyutunu ortaya çıkarmaktadır. Sadece bir yılda işini kaybeden sayısının 811 bin kişi olduğu ortaya çıkmıştır. Ekonomide 2019 yılının 2018 yılından daha kötüye gideceği konusundaki ortak görüşün gerçekleşmesi durumunda resmi işsiz sayısının 6 milyon bandını aşacağı ve işsizlik oranının ise yüzde 18 bandının üzerine yükseleceği öngörülebilir.

Türkiye işgücünün ümidi daha çok kırılacak

“İşsiz ve istihdamdan oluşan işgücünün” artışı kriz döneminin uzun vadeli olması durumunda işgücünden kopan nüfusu tetikleyeceği öngörülmelidir. İşsizliğin son 6 aylık hızlı artışının etkisiyle işsizler içerisinde “uzun süreli işsizler (1 yıl ve daha fazla süreli işsizler)” oranı yüzde 20 bandındadır. Ancak ekonomik krizde geçen her dönem işsizler içerisinde bu oranı arttıracağı gibi işsizler içerisinde de “iş aramaktan bıkanlar sayısını” arttıracaktır. Son bir hafta içerisinde işsizlerin kendi bedenlerine yönelik intihar ve intihar girişimlerinin maalesef bu ümitsizliğin sonucu olduğu görülmelidir.  

Sonuç olarak OECD öngörüsüyle de ortaya çıktığı üzere Türkiye bu yıl ekonomik daralmada Arjantin’i geride bırakacak gibi görünüyor. İstihdam ve işgücü verileri konusunda artık ne uzun vadeli 2023 hedefleri ne de kısa vadeli YEP hedefleri reel değildir. Kitlesel bir işsizliğin gelecek dönemde ortaya çıkacağı bugünden görülmelidir. Bu nedenle çıkacak ilave işsizliğin, varacağı boyutların öngörülerek gerekli tedbirlerin alınması en öncelikli gündem olmalıdır.

/Nupel)