Sorun Fırat’ın doğusundan değil, Türkiye’nin politikasından kaynaklanıyor

Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik olası operasyonunda bir başarının çıkmayacağını dile getiren gazeteci Yusuf Karataş, ”Türkiye’nin Kürt sorunu Fırat’ın doğusundan ortaya çıkmış bir sorun değildir. Ülke içerisindeki Kürtlerin yaşamından, taleplerinden kaynaklı bir sorundur. ” dedi.

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın partisinin 5 Ekim’de Kızılcahamam’da gerçekleştirdiği 29’uncu İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik askeri operasyon açıklamasını yineledi.

Dün akşam Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptığı telefon görüşmesi ardından ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon Güçleri, Girê Spî ve Serêkaniyê’deki sınır noktalarından çekilmeye başladı. Gelişmeleri ele alan dünya basının bir kısmı ABD’nin sorumluluktan kaçtığını yazarken, bazıları ise Kürtlerin yüzüstü bırakıldığını kaydetti.

Demokratik Suriye Güçleri ise yaptığı açıklamada ABD’nin sorumluluklarına sahip çıkmadığı vurgulayarak, “Türkiye’nin saldırması halinde SDG olarak, topraklarımızı sonuna kadar savunmaya kararlıyız. Kürt, Arap, Asuri ve Süryani halklarımızı birliklerini güçlendirmeye ve QSD’ye topraklarını korumada destek olmaya çağırıyoruz” diye belirtti.

RUSYA VE ABD ARASINDAKİ KAPIŞMA

Konuyu yakından takip eden gazeteci yazar Yusuf Karataş, Rusya ve ABD arasında Suriye’de “kimin çözümü” ön plana çıkacağı noktasında bir rekabetin olduğunu ifade ederek, bu iki gücün de Türkiye’yi de bu noktada birbirlerine karşı kullanabilecekleri politik bir tutum ortaya koyduklarını söyledi.

Rusya’nın daha önceden de Türkiye’nin olası bir operasyonuna olumlu yanıt vereceğine ilişkin açıklamaların olduğunu hatırlatan Karataş, “Dolayısıyla Rusya ABD ile Türkiye’yi karşı karşıya gelebileceği beklentisi üzerinden bir tutum ortaya koyuyordu. Rusya bunu Afrin operasyonundan beri istiyordu. Rusya’nın Afrin operasyonunda da iki tarafı ABD ile Türkiye’yi karşı karşıya getirme gibi bir tutumu vardı. Dolayısıyla Rusya’nın bu pozisyonundan sonra ABD’nin burada Türkiye ile çatışmayı göze almayan bir tutum ortaya koyarak geri çekilmesi aslında bu meselenin Türkiye’nin hedeflerinden çok ABD ve Rusya arasındaki kapışmaya bağlı olarak ortaya çıkmış bir gelişme olarak görebiliriz” diye konuştu.

‘BAŞKA GERİLİMLERE YOL AÇACAK’

Türkiye’nin Suriye’deki hedefinin Erdoğan tarafından BM’de yaptığı açıklamayla net bir biçimde ortaya çıktığını vurgulayan Karataş, devamında şunları dile getirdi: “Erdoğan yaptığı açıklamayla güvenli bölge denilen yere 2 milyon kişiyi yerleştirmeyi hedefliyor. Bu insanlar o bölgelerden buraya gelen insanlar değil. Türkiye’nin izlediği Suriye’ye müdahale siyaseti Suriye yönetiminin de çok kolay kabul edeceği bir durum değildir. 2 milyon vatandaşının başka bir ülkenin hesaplarına göre bir bölgeye yerleştirilmesi başka türlü gerilmelere yol açacaktır.

Bu bakımdan Türkiye’nin bu hesabı sadece Kürtlerle değil Suriye’yle de başka sorunlarla karşı karşıya gelebileceği bir durum oluşturabilir. Türkiye’nin bu hesabını Osmanlı siyasetinin devamı olarak görebiliriz. 2 milyon insanı başka bir ülkenin sınırları içerisinde kendi politikaları ekseninde yönlendirmeye çalışmak uluslararası hukuk bakımında da çok ciddi problemler yaratabilecek bir şeydir. Batılıların özellikle bugün mülteci politikalarından kaynaklı buna sessiz kalmaları bunun uzun vadede daha büyük bir sorun yaratacağı gerçeğini ortadan kaldırmıyor.”

‘IŞİD’İN YENİDEN DOĞMASINI SAĞLAYACAK’

Olası bir operasyonda DSG’nin elinde bulunan DAİŞ üyelerinin serbest kalması ve yeniden doğmasının sürpriz olmayacağını ifade eden Karataş, çatışmaların bu gibi örgütleri var eden sonuçlar ortaya çıkardığını söyledi. DSG’nin elindeki DAİŞ’lilerin ne olacağı sorusunun uzun zamandır bir tartışma konusu olduğunu belirten Karataş, “Suriye sorununun siyasal bir çözüme kavuşturulmadan ve bunların siyasal çerçevede geleceğinin konuşulması konusunda adımlar atılmadan bir çatışma ya da olası bir sorun onları yeniden bir güç haline getirebilecek bir sorun teşkil edebilir. Ama açıkça söylemek gerekiyor. ABD Emperyalizminin bölge siyasetindeki gerçekliğini bir kez daha gördük. ABD’nin bölgedeki tek dostu kendi çıkarlarıdır. O bakımdan başka türlü hesap peşine gitmemektedir. Yani Kürt güçleri bakımından bir kez daha düşünmek gerekiyor. ABD Kürtler için geçmişte de ortaya çıkan beklentilerde yaptıkları ortadadır. Bugünde durum budur. Bundan çıkartılması gereken sonuç en azından DSG’nin ABD’ye giderek daha angaje hale gelen durumun kendisi için hayırlı bir tablo çıkarmadığının görülmesi gerekir” diye belirtti.

‘KÜRT SONUNUNU ETKİLEYECEK’

Yaşanan gelişmelerin Türkiye’deki Kürt meselesinde bir takım sonuçlar doğurabilecek bir mesele olduğunu sözlerine ekleyen Karataş, Türkiye’nin bölgeye yapacağı olası bir operasyonunun sonuçları Afrin’den farklı olacağını dile getirdi. Yapılacak operasyon karşısında iki taraf arasında ciddi çatışmaların yaşanması ihtimalinin çok yüksek olduğunu anımsatan Karataş, şöyle devam etti: “Bu bakımdan iki güç arasındaki mücadeleye bağlı olarak Türkiye’nin orada kendine bir başarı hikayesi çıkartamayacaktır. Dolayısıyla bu operasyonunun Türkiye’deki Kürt hakları içinde Kürt sorunu içinde hayırlı sonuçlar doğurmayacaktır. Olası operasyon Türkiye’deki Kürt sorununu da etkileyecektir.

İktidarın Suriye’deki Kürtlerin pozisyonlarını ülke içerisinde tehdit olarak gören bir yaklaşımı var. Türkiye’nin oraya müdahalesi Türkiye’deki Kürt sorununu çözecek mi? Bu sorusunun çok açık bir şekilde sorulması gerekmektedir. Türkiye’nin Kürt sorunu Fırat’ın doğusundan ortaya çıkmış bir sorun değildir. Ülke içerisindeki Kürtlerin yaşamından, taleplerinden kaynaklı bir sorundur. Bunu bu yöntemle çözemeyiz. Aksine oradaki çatışmalar ülke içerisindeki sorunların derinleşmesini sağlayacaktır. O yüzden barışçıl ve diyalogla sorunları çözmek varken operasyon yapmak Türkiye açısından hayırlı sonuçlar doğurmayacaktır.

/MA/