SÜDEF: Süryanilere yönelik saldırılar durdurulsun

Süryani Dernekleri Federasyonu, Süryani-Asuri-Keldani bireylere karşı öldürme, tutuklama ve kaçırma saldırılarının yoğunlaştığına dikkat çekerek, “Süryanilere karşı saldırılar durdurulsun” dedi.

Süryani Dernekleri Federasyonu (SÜDEF), son dönemde Türkiye sınırları içerisinde yaşayan Süryani-Asuri-Keldani bireylere karşı öldürme, tutuklama ve kaçırma saldırılarının yoğunlaştığına dikkat çekmek amacıyla  “Süryanilere karşı saldırılar durdurulsun” başlıklı yazılı açıklama yayımladı.

Açıklamada İstanbul Keldani Kilisesi Papazı Remzi Diril’in anne ve babası Hürmüz, Şmuni Diril çiftinin 11 Ocak’ta kaçırıldıkları ve o günden beri kendilerinden haber alınamadığına dikkat çekildi.

SÜDEF’in açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

 “22 Eylül 2019 tarihinde İzlo (Bagok) dağında Yusuf Kurt bir mayının patlaması sonucu hayatını kaybetmiştir.Bu şüpheli ölümün üzerinden dört ay geçmeden Mor Yahkub Manastır] Başrahibi Aho Sefer Bilecen, Arkah (Üçköy) köyü muhtarı Jozef Yar, Sedari (Üçyol) köyünden Musa Taştekin 09 Ocak 2020 tarihinde güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınıp sorgulandılar. Aynı davadan Badıbbe (Dibek) köyünden bazı kişilerin evlerine de baskın yapılmıştır. Bu olaylar Turabdin’de ve diaspora da yaşayan Süryaniler arasında büyük bir tepkiye ve tedirginliğe yol açmıştır.

YAŞLI ÇİFTTEN HABER YOK

Yukarıda belirtilen olayların etkisi gitmeden 11 Ocak 2020 tarihinde, Şırnak ilinin Beytüşşebap ilçesine bağlı Mehre (Kovankaya) köyünde yaşayan Hürmüz, Şmuni Diril çifti kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından kaçırılmışlardır. 11 Ocak tarihinden bugüne kadar İstanbul Keldani Kilisesi Papazı Remzi Diril’in anne ve babası olan bu iki yaşlı insanımız hakkında herhangi bir bilgi alınamamıştır. Hürmüz ve Şmuni Diril’in kaçırılması halkımıza karşı korkutmak, sindirmek ve ana yurduna dönmesini engellemeye yönelik saldırıların bir devamıdır.

ETNİK TEMİZLİK AMACIYLA SİYASİ TUTUM YÜRÜTÜLMEKTE

 1980’li yıllardan günümüze kadar halkımız Hıristiyanlık dinine ait olmasından, etnik kimliğinden dolayı sistematik bir şekilde baskılara ve göçertme politikalarına maruz kalmıştır. 1990’lı yıllarda 50’den fazla Süryani faili meçhul cinayetlerle katledilmiştir. Onlarca yerleşim birimi boşatılmış, toprakları komşuları ve bazı kurumlar tarafından gasp edilmiştir. Bölgede uzun yıllardan beri meydana gelen çatışmalar nedeniyle halkımız maddi, manevi kayıplara uğramış, ülkesinden ve değerlerinden uzaklaşmak zorunda kalmıştır. Halkımızın mal ve mülküne değişik gerekçelerle el konulması büyük sorunlara yol açmış ve halkımıza karşı etnik temizlik amacıyla siyasi bir tutum yürütülmektedir.

AKIBETLERİNİ ORTAYA ÇIKARIN

 Bölgedeki bütün güçler bu ayrımcı siyasetten kendilerini soyutlayamazlar. Dolayısıyla, en başta Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hükümetini ve bölgedeki herkesi sorumluluklarını yerine getirmeye ve halkımıza yönelik saldırıları durdurmaya davet ediyoruz. Bunun yanında Hürmüz ve Şmuni Diril’in akıbetlerini ortaya çıkarmaya ve özgür kalmaları için gereken araştırma ve çalışmaların ciddi bir şekilde yürütülmesini talep ediyoruz. Bu kaçırma olayını gerçekleştirenleri de şiddetle kınıyoruz.”

/MA/