Umur Hozatlı : Enfal’den Fetih’e Kürtler ölür

Önce adını koyalım; bu bir TC-YPG savaşı değil, bu Türkler’in Kürtler’e açtığı kapsamlı bir soykırım savaşıdır. 90’lı yıllarda kıran kırana süren TC-PKK savaşında cephe bu kadar geniş ve saflar bu kadar sık değildi, koca bir ülke bu kadar Kürt düşmanı ırkçı bir toplum cehennemine dönüşmemişti.

Askeri, siyasi ve sivil bir saldırı olarak “Türk cephesi” hiç bu kadar birlik içinde bir saldırganlığa bürünmemişti.

O zamanlar; demokratlar, sosyal demokratlar bu kadar Kürt düşmanı değildi, liberaller Kürt karşıtı ırkçı rengini bu kadar belli etmemişti, merkez sağdakiler bu kadar saldırgan değildi, siyasal İslamcılar bu kadar azgın değildi, Ermeni Patrikliği Kürt düşmanlığını resmen ve alenen bu kadar net açıklamamıştı, Süryani Vakfı nankörlüğün sınırını bu kadar sert geçmemişti.

Dün de bugün de yerini ve tavrını koruyan tek siyasi cephe aşırı sağcılar, milliyetçiler ve ırkçılar.

Şunu çok net belirtmeliyim ki, her ırktan, dinden ve mezhepten insanların Kürt düşmanı “Türk cephesi”nde birleşerek Kürtler’e karşı topyekun bir savaş başlatması her şeyden önce insanlığa karşı açılan bir savaştır.

Çünkü Kürtler, emperyalist güçlerin besleyip büyütüp dünyanın başına bela ettiği DAİŞ melanetinin Irak ve Suriye’de kökünü kurutan bir toplumdur; İkinci Dünya Savaşı’ndan beri dünyanın Hutular’dan sonra gördüğü en büyük katliamcı ve insanlık karşıtı melanet olan DAİŞ’i yok ederek dünyaya büyük bir insanlık zaferi yaşattı, Rojava’yı insanlık ülkesi yaptı.

İşte Türkler bu insanlık ülkesine savaş açtı.

Peki dünya nezdinde böyle mi olmalıydı karşılığı?

Hadi “Türk cephesi”de Kürtler’in kanını içse doymayacak muhtevası geniş vandalistler var, onları anladık, temel hedeflerinden biri Kürtler’den DAİŞ’in intikamını almak, Rojava’da SDG kontrolündeki kamplarda ve cezaevlerinde tutuklu bulunan DAİŞ’lileri serbest bıraktırmak.

Peki ya diğerlerine ne oluyor?

Resmi dünyaya ne oluyor?

Kürtler, dünyadaki hiçbir toplumdan hiçbir inançtan kimse ölmesin diye, dünya düzeni bozulmasın devletler kaos yaşamasın diye DAİŞ’le savaşta fedaice öldüler.

Peki ya şimdi kim Kürtler için ölüyor, hangi devlet Kürtler ölmesin diye Rojava cephesine asker gönderiyor, Türkler’e “dur” diyor?

Yok efendim falanca devletler Türkiye’ye silah satışını durdurmuş, filanca devletler Türkiye’yle ticari ve diplomatik ilişkilerini gözden geçirecekmiş, bevanca devletler Türkiye’nin saldırısının haksız olduğunu söyleyip kınamış.

Hepsi fasa-fiso, cinayet mahalline toplanmış mahalleli homurtusundan başka bir şey değil.

Size çok ironik ama gerçek bir şey söyleyeyim mi? 

Bu meselede Kürtler’e karşı samimi olan sadece iki devlet ve toplum var; İsrail ve Filistin. Gerisi hikaye; silah satışını askıya alanlar emin olun bu savaş bittiğinde Türkiye’nin silah açığını tamamen kapatacak, ticari ve diplomatik ilişkilerini gözden geçirecek olanlar hiçbir halt etmeyecek.

Çünkü biz bunu defalarca gördük.

En belirgin örneği anlatayım: 1983’te 8 bin Barzani erkeğinin katledilmesiyle başlayan Saddam’ın Kürt soykırımı 1989’da Zaxo’da sona erdiğinde Halepçe’yi aratmayacak vahşi katliamlar yapılmış, katliamların en büyüğü Germiyan’da yaşanmış, 37 bin kilometrekarelik Güney Kürdistan toprakları santim santim postallarla ezilmiş, baştan sona soykırım uygulanmış, en az 200 bin kişi katledilmiş, 4 bin 670 köyün 4 bini ile 1800 okul, 300 hastane, 3 bin cami ve 27 kilise Irak ordusunca yerle bir edilmişti.  

Peki Birleşmiş Milletler, Avrupa ve Amerika veya Arap dünyası ya da Rusya, yani otoriter dünya bu soykırıma karşı ne yaptı?

Hiçbir şey… 

Hiç kimse hiç bir şey yapmadı. 

Kuruluş amaçlarından biri sivil katliamları, soykırımları, açlığı, göçleri önlemek olan Birleşmiş Milletler değil müdahale etmek sesini dahi çıkarmadı. İngiltere, Saddam’ın iktidara gelmesinden sonra Ortadoğu’nun kontrolünü Amerika’ya bırakmıştı ve ne İngiltere ne de Amerika tepki dahi göstermedi, Amerika medyası tek bir haber bile yapmadı. Rusya, Avrupa, gariban Afrika hiçbiri Baas rejiminin Kürt soykırımına karşı üç yıl boyunca tek bir ses bile çıkarmadı. 

Böylece Kürtler tarihinin en büyük soykırımını tüm dünyanın gözü önünde Kuran’ın 8’inci suresinin adı olan “Enfal” adıyla yaşadı ve bitti.

İşte şimdi ikincisiyle karşı karşıyayız…

Ne tekerrür ki Türkler bu savaşın iki adından birini “Fetih” koydu, Kuran’daki Fetih Suresi’ni camilerde yüksek sesle okutarak Kürtler’i katlediyorlar.

Ama bunun kaçınılmaz bir sonu var; Kürtler nasıl ki Güney Kürdistan’da direnip savaşıp ülke ve devlet sahibi olduysa aynısı Rojava’da çok daha güçlü gerçekleşecek.