WP : Amerika blöf yapmıyor

Amerikan gazetesi Washington Post’un yazarlarından Josh Rogin, Türkiye’nin Rus yapımı S-400 hava savunma sistemleri alması konusunda ABD’den gelen yaptırım tehditlerinin ‘blöf olmadığını’ söyledi.
Rogin, “Bir dizi yetkilinin bana söylediğine göre ABD yönetimi, Türkiye’nin S-400 teslimatını kabul ettiğinin teyit edilmesinden kısa süre sonra hayata geçirilecek güçlü yaptırımlar hazırlıyor. Erdoğan, önceden uyarılmadığını söyleyemez” ifadelerini kullandı.

Rus yapımı S-400 hava savunma sistemlerinin Türkiye’ye gelmeye başlamasının ardından gözler ABD’ye çevrildi. Amerikan yönetiminin Türkiye’ye karşı ne kapsamda bir adım atacağı, hangi yaptırımların ne zaman devreye sokulacağı merak konusu. Washington Post gazetesinde yayımlanan bir makaleye göreyse, ‘S-400 teslimatından kısa süre sonra güçlü yaptırımlar hayata geçirilecek’.

Gazetenin yazarlarından Josh Rogin, ‘ABD’nin blöf yapmadığını’ belirttiği yazısında, bir dizi Amerikalı yetkiliye dayanarak yaptırımlardan geri adım atılmayacağını yazdı. Yazının ilgili bölümü şöyle:

ABD Blöf Yapmıyor

“ABD Türkiye hükümetini yaklaşık iki yıldır, Rusya’dan devasa bir füze sistemi almaması konusunda uyarıyor. Washington şunu açıkça ortaya koydu; eğer S-400 alımı gerçekleşirse, Türkiye’nin ekonomisini daha zora sokacak yaptırımlar dayatmaktan, Türkiye’nin NATO’daki rolünü sınırlandırmaktan ve ABD-Türkiye ittifakını değiştirmekten başka şansı olmayacak. Türkiye bu hafta blöfümüzü gördü ve Rus ekipmanları Türkiye’ye ulaşıyor. Türkiye için sorun şu ki, Trump yönetimi blöf yapmıyordu.

Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD Kongresi ve hükümetine karşı koyarak Rus yapımı S-400 füze savunma sistemi alımını hayata geçirme kararı sadece ABD ve Türkiye ile ilgili değil. Rusya savunma sanayi ile iş yapan herhangi bir ülkenin cezalandırılmasını öngören bir yasayı uygulayıp uygulamama konusunda Trump’ın ekibine meydan okuyarak, Erdoğan ABD’nin dünya çağındaki yaptırımlar politikasının güvenilirliğine saldırıyor.

Trump yönetiminin durumu görmezden gelmeyecek olmasının bir nedeni bu. Bir dizi yetkilinin bana söylediğine göre ABD yönetimi, Türkiye’nin S-400 teslimatını kabul ettiğinin teyit edilmesinden kısa süre sonra hayata geçirilecek güçlü yaptırımlar hazırlıyor. Erdoğan önceden uyarılmadığını söyleyemez.”

Yıkıcı Etkisi Olabilir

Rogin makalesinin devamında, Türkiye’nin Amerikan yapımı F-35 programından çıkarılmasının en belirgin olasılıklardan bir olduğunu belirtirken, Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin kıdemli üyesi Demokrat Senatör Robert Menendez’in şu demecine de yer verdi: “Yasa açık ve belirsizliklere mahal bırakmıyor. Daha önce tekrar tekrar uyarıda bulunduğumuz gibi, bu yaptırımların Türkiye’nin ekonomisi ve savunma sektörü üzerinde yıkıcı etkisi olabilir.”

Trump’ın Dış Politikası Tehdit Ediliyor

Washington Post’a konuşan yetkililer bu mesajın ‘iki hükümetin en üst seviyelerinde birkaç defa dile getirildiğini’, Kongre yaptırımlarından kaçınılması için Trump yönetiminin çaba sarf etmeyeceğini ve Türkiye’nin krizi aşmak için ortaya attığı ortak çalışma grubunun reddedildiğini söyledi. Rogin makalesine şu yorumla son verdi:

“Türkiye yaptırımları sadece Türkiye, NATO ve hatta Rusya ile ilgili değil. Trump yönetimi, diğer ülkeleri davranış değişikliğine zorlama stratejisinin kilit bir aracı olarak tek taraflı yaptırımların kullanımını çok büyük ölçüde artırdı. Yetkililerin anlattığına göre şu an Çin, İran petrolü almaya devam ederek İran’a karşı Amerikan yaptırımlarını açıkça ihlal ediyor. Çin’e bir tür muafiyet sağlama yönünde bir mikar iç değerlendirme yapılmış olsa da, şu yönetimdeki görüş birliği şu yönde: Amerikan yaptırımı tehditlerine burnunu soktuğu için ABD Çin’e de yaptırım uygulamak zorunda kalacak.

Yaptırımlar her derde deva değil. Trump yönetimi, askeri müdahaleden hoşlanmaması ve tek taraflılık eğilimi sonucunda yaptırımları suistimal etmekle de suçlanıyor. Trump’ın ekibi, ABD’nin ekonomik gücünün, diğer ülkeleri bizim dediğimizi yapmaya zorlamaya yetecek kadar hâkim olduğuna inanıyor. Yönetimi eleştirenlerse, yaptırımların aşırı kullanımının bu durumu tersine çevirebileceğini söylüyor.

Bugün Erdoğan, Rusya ile ilişkisi konusunda, ABD’yle ilişkisinden daha alakadar olduğuna karar vermiş görünüyor. Yaptırımlar vurduğunda, halkı ekonomik sıkıntının bir kısmını hissedecektir. Bu da belki onların, Türkiye’nin gelecekteki güvenliğini ve refahını Moskova değil, Batı ile ilişkilerinde gören liderlere ihtiyaç duyduklarının farkına varmasına yardımcı olacaktır. ”

/krdnews/